Ana içeriğe geç
TAPUNAK

TAPUNAK AKADEMİ 06. konu

Türk Borçlar Kanunu

Konu anlatımı

Oku · Anla · Pekiştir

Konu anlatımı

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, kişiler arasında borç ilişkilerinin nasıl doğduğunu, borcun nasıl ifa edileceğini, borca aykırılığın sonuçlarını ve belirli sözleşme türlerinin özel rejimini düzenler. Kanunun sistematiği iki ana katmandan oluşur: bütün borç ilişkilerine uygulanabilen genel hükümler ile satış, kira, hizmet, eser, vekâlet ve kefalet gibi sözleşmelere özgü özel hükümler.

Bu dersin amacı hükümlerin sırasını ezberletmek değil, somut olayda doğru değerlendirme yolunu kurmaktır. Bir uyuşmazlık çözülürken önce borcun kaynağı, sonra geçerlilik ve temsil, ardından ifa ve ihlal, en son sona erme, zamanaşımı ve özel sözleşme kuralları incelenir.

Öğrenme hedefleri

Bu konuyu tamamlayan öğrenci:

  • Sözleşmenin kurulması, şekli, içeriği ve irade bozukluklarını birbirinden ayırır;
  • Yetkili ve yetkisiz temsilin sonuçlarını somut olaya uygular;
  • Haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ve sözleşmeye aykırılık sorumluluğunu karşılaştırır;
  • İfa yeri, ifa zamanı, temerrüt, imkânsızlık, aşırı ifa güçlüğü ve takas koşullarını belirler;
  • Zamanaşımının başlaması, durması ve kesilmesi arasındaki farkı açıklar;
  • Alacağın devri, borcun üstlenilmesi, borca katılma ve sözleşmenin devrini ayırt eder;
  • Satış, kira, hizmet, eser, vekâlet, kefalet ve adi ortaklık başta olmak üzere özel borç ilişkilerinin temel karar noktalarını uygular;
  • Ana kuralı, istisnayı ve hukuki sonucu gerekçeli biçimde ilişkilendirir.

1. Borç ilişkisini çözme yöntemi

Bir borçlar hukuku olayı şu sırayla incelenmelidir:

  1. Kaynak: Borç sözleşmeden mi, haksız fiilden mi, sebepsiz zenginleşmeden mi doğmuştur?
  2. Kuruluş ve geçerlilik: İradeler uyuşmuş mudur, gerekli şekle uyulmuş mudur, içerik hukuka uygun mudur?
  3. Taraf ve temsil: İşlemi yapan kişi kendisi adına mı, başkası adına mı hareket etmiştir; temsil yetkisi var mıdır?
  4. Edim: Kim, neyi, nerede, ne zaman ve hangi nitelikte ifa etmelidir?
  5. İhlal: İfa hiç yapılmamış, geç yapılmış, eksik yapılmış veya gereği gibi yapılmamış mıdır?
  6. Sonuç: Aynen ifa, tazminat, dönme, fesih, bedel indirimi, onarım veya başka bir seçimlik hak mı doğmuştur?
  7. Sona erme ve süre: Borç ifa, ibra, takas, imkânsızlık veya başka bir sebeple sona ermiş midir; istem zamanaşımına uğramış mıdır?
  8. Özel hüküm: Olay satış, kira, hizmet, eser, vekâlet ya da kefalet gibi özel bir sözleşmeye giriyorsa genel hükmü değiştiren özel bir kural var mıdır?

Bu sıra, aynı olayda birden çok hukuki kurumun birbirine karışmasını önler. Örneğin ayıplı bir mal tesliminde önce satış sözleşmesinin varlığı, sonra ayıp rejimi ve bildirim yükümlülüğü, ardından alıcının seçimlik hakkı değerlendirilir. Doğrudan genel tazminat hükümlerine geçmek, özel rejimdeki koşulları atlamaya yol açabilir.

2. Sözleşmenin kurulması

2.1. İrade açıklamalarının uyuşması

Sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması sözle, yazıyla veya davranışla açık biçimde yapılabileceği gibi, durumdan çıkarılabilen örtülü davranışlarla da ortaya konabilir.

Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında anlaşmışsa, ikinci derecedeki noktaların konuşulmamış olması sözleşmenin kurulmasını engellemez. İkinci derecedeki noktada sonradan uyuşmazlık çıkarsa, işin özelliğine göre hâkim çözüm getirir. Bununla birlikte, geçerlilik şekline ilişkin zorunluluklar korunur.

2.2. Öneri ve kabul

Öneri, sözleşme kurma iradesini karşı tarafa yönelten ve kabul edildiğinde sözleşmeyi kurmaya elverişli açıklamadır. Kabul için süre belirlenmişse öneren bu sürenin sonuna kadar önerisiyle bağlıdır. Süresiz öneride, tarafların doğrudan iletişim kurup kurmadığı önem taşır. Telefon veya bilgisayar üzerinden kesintisiz doğrudan iletişim sırasında yapılan öneri, hazır olanlar arasındaki öneri gibi değerlendirilir.

Kanun, işin niteliği veya durumun gereği açık kabul beklenmesini gerektirmiyorsa, önerinin uygun sürede reddedilmemesi sözleşmeyi kurabilir. Buna karşılık ısmarlanmamış bir şeyin gönderilmesi öneri sayılmaz; alan kişi onu geri göndermek veya saklamak zorunda değildir.

Öneri veya kabulün geri alınması, geri alma açıklamasının asıl açıklamadan önce ya da aynı anda ulaşmasıyla mümkündür. Geri alma daha sonra ulaşsa bile muhatap onu asıl açıklamadan önce öğrenmişse yine sonuç doğurur.

2.3. Hazır olmayanlar arasında hüküm anı

Hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşme, kural olarak kabulün gönderildiği andan başlayarak hüküm doğurur. Açık kabulün gerekli olmadığı hâllerde hüküm, önerinin ulaşması anından itibaren doğar. Hüküm anının doğru belirlenmesi, özellikle risk ve zaman hesabında önemlidir.

3. Şekil, yorum ve sözleşme içeriği

3.1. Şekil serbestisi ve geçerlilik şekli

Sözleşmeler, kanunda aksi öngörülmedikçe şekle bağlı değildir. Kanunun öngördüğü şekil kural olarak geçerlilik şartıdır; şekle uyulmadan kurulan sözleşme hüküm doğurmaz. Şekle bağlı bir sözleşmenin değiştirilmesinde de aynı şekle uyulur. Sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu zorunluluğun dışında kalabilir.

Yazılı şeklin temel unsuru, borç altına giren kişinin imzasıdır. Güvenli elektronik imza, el yazısıyla atılmış imzanın hukuki sonuçlarını doğurur. İmza atamayan kişi, usulüne göre onaylanmış parmak izi, el işareti veya mühür kullanabilir.

Taraflar, kanunen şekle bağlı olmayan bir sözleşmeyi belirli bir şekle bağlayabilir. Belirlenen şekle uyulmazsa, kural olarak taraflar bağlanmaz. Sadece “yazılı şekil” denmiş ve kapsam ayrıca açıklanmamışsa yasal yazılı şekil kuralları uygulanır.

3.2. Borç tanıması ve yorum

Borcun sebebi yazılmamış olsa bile borç tanıması geçerli olabilir. Sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların kullandığı sözcüklerden çok gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Taraflar gerçek amaçlarını gizlemek için başka bir ad kullanmışsa, görünürdeki adlandırma hukuki niteliği belirlemez.

3.3. Genel işlem koşulları

Genel işlem koşulları, ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanılmak üzere tek tarafça önceden hazırlanıp karşı tarafa sunulan hükümlerdir. Metinlerin birebir aynı olmaması veya her hükmün tartışılarak kabul edildiğine dair standart bir kayıt bulunması, bu niteliği kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Karşı tarafın menfaatine aykırı bir genel işlem koşulunun sözleşmeye girebilmesi için düzenleyen, koşulun varlığını açıkça bildirmeli, içeriğini öğrenme imkânı sağlamalı ve karşı taraf kabul etmelidir. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı koşullar da yazılmamış sayılır. Yazılmamış sayılan koşullar dışındaki hükümler geçerliliğini korur; düzenleyen, bu koşullar olmasaydı sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremez.

Açık olmayan veya birden çok anlama gelen genel işlem koşulu düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır. Düzenleyene, karşı taraf aleyhine tek taraflı değişiklik yapma yetkisi veren kayıtlar yazılmamış sayılır. Dürüstlük kuralına aykırı biçimde karşı tarafın durumunu ağırlaştıran içerik de korunmaz.

3.4. Sözleşme özgürlüğünün sınırları

Taraflar sözleşme içeriğini kanuni sınırlar içinde özgürce belirleyebilir. Emredici hükümlere, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı ya da konusu imkânsız sözleşmeler kesin hükümsüzdür. Hükümsüzlük yalnız bir bölüme ilişkinse diğer hükümler kural olarak ayakta kalır; fakat geçersiz bölüm olmadan sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa bütün sözleşme etkilenir.

Aşırı yararlanmada yalnız edimler arasındaki açık oransızlık yeterli değildir. Zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılmış olmalıdır. Zarar gören, ya sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirerek verdiğini geri ister ya da sözleşmeye bağlı kalıp oransızlığın giderilmesini talep eder. Bu seçim, kanunda belirlenen süreler içinde yapılmalıdır.

Önsözleşme, ileride asıl sözleşmenin kurulmasını amaçlar. Kural olarak asıl sözleşme hangi şekle bağlıysa önsözleşme de aynı şekle tabidir.

4. İrade bozuklukları

4.1. Yanılma

Esaslı yanılmaya düşen taraf sözleşmeyle bağlı olmaz. Sözleşmenin türü, konusu, kişi, edimin miktarı veya karşı edimin miktarı konusundaki belirleyici yanılmalar esaslı olabilir. Basit hesap yanlışlığı sözleşmeyi geçersiz kılmaz; yalnız hesap düzeltilir.

Saikte yanılma kural olarak esaslı değildir. Ancak yanılanın sözleşmenin temeli saydığı saik, dürüstlük kurallarına uygun biçimde temel kabul edilebiliyor ve karşı tarafça da bilinebilir durumdaysa esaslılık kazanabilir. Haberci, çevirmen veya iletişim aracının yanlış iletmesi de yanılma hükümlerine tabidir.

Yanılan kişi hakkını dürüstlük kuralına aykırı kullanamaz. Karşı taraf sözleşmenin yanılanın kastettiği anlamda kurulmasına razıysa sözleşme o anlamda kurulmuş sayılır. Yanılmada kusurlu taraf, diğer taraf yanılmayı bilmiyor ve bilmesi gerekmiyorsa, hükümsüzlükten doğan zararı gidermekle yükümlü olabilir.

4.2. Aldatma ve korkutma

Bir taraf diğerinin aldatması sonucu sözleşme yapmışsa, yanılma esaslı olmasa bile bağlı değildir. Aldatma üçüncü kişiden gelmişse, karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması aranır.

Korkutmada kişinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın zarar tehlikesine inanmakta haklı olması gerekir. Bir hakkı kullanma tehdidi kural olarak korkutma değildir; ancak diğer tarafın zor durumundan aşırı menfaat sağlama amacı varsa sonuç değişebilir.

Yanılma veya aldatmanın öğrenilmesinden ya da korkutmanın etkisinin kalkmasından başlayarak bir yıl içinde bağlı olunmadığı bildirilmez veya verilen şey geri istenmezse sözleşme onanmış sayılır. Aldatma veya korkutma sebebiyle sözleşmenin onanması, tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

5. Temsil

5.1. Yetkili temsil

Yetkili temsilcinin başkası adına ve hesabına yaptığı işlem, doğrudan temsil olunanı bağlar. Temsilci bu sıfatını bildirmezse sonuç kural olarak kendisine ait olur. Karşı taraf temsil ilişkisini durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyorsa ya da işlemin temsilci veya temsil olunanla yapılması farksızsa sonuç yine temsil olunana ait olabilir.

Temsil yetkisinin kapsamı, kamu hukukundan doğuyorsa ilgili yasal hükümlere; hukuki işlemden doğuyorsa yetki veren işleme göre belirlenir. Yetki üçüncü kişilere bildirilmişse dış ilişkide bu bildirimin içeriği önem taşır.

Temsil olunan, hukuki işlemden doğan yetkiyi her zaman sınırlayabilir veya geri alabilir; bu haktan önceden vazgeçemez. Yetki üçüncü kişilere bildirilmişse geri alma da bildirilmelidir. Aksi durumda geri alma, iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülemeyebilir.

Yetki belgesi verilmişse yetki sona erdiğinde geri verilmesi veya hâkimin göstereceği yere bırakılması gerekir. Temsilci yetkinin sona erdiğini bilmiyorsa, üçüncü kişi de sona ermeyi biliyor değilse, işlem temsil olunanı bağlayabilir.

5.2. Yetkisiz temsil

Yetkisiz temsilcinin işlemi, temsil olunanın onamasıyla onu bağlar. Karşı taraf, uygun bir süre vererek onama kararını sorabilir; süre içinde onama gelmezse işlemle bağlılıktan kurtulur.

Onama yoksa, karşı tarafın işlemin geçersizliğinden doğan zararı yetkisiz temsilciden istenebilir. Karşı taraf yetkisizliği biliyor veya bilmesi gerekiyorsa bu istem doğmaz. Kusurlu yetkisiz temsilcinin daha geniş zarardan sorumluluğu, hakkaniyet gerektiriyorsa gündeme gelebilir.

6. Haksız fiil sorumluluğu

6.1. Genel sorumluluk ve ispat

Kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren kişi zararı gidermekle yükümlüdür. Ayrıca açık bir yasak bulunmasa bile ahlaka aykırı fiille kasten zarar verme sorumluluk doğurur.

Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat eder. Zarar miktarı tam belirlenemiyorsa hâkim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri değerlendirerek hakkaniyete uygun bir miktar belirler. Tazminatın kapsamı ve ödeme biçiminde olayın gereği ile kusurun ağırlığı dikkate alınır. Zarar görenin rızası, zararın doğmasına veya artmasına katkısı ya da sorumlunun durumunu ağırlaştırması tazminatın indirilmesine veya kaldırılmasına yol açabilir.

6.2. Ölüm, bedensel zarar ve manevi tazminat

Ölüm hâlinde cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi ve çalışma gücü kayıpları ile destekten yoksun kalma zararları istenebilir. Bedensel zararda tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması başlıca kalemlerdir.

Destekten yoksun kalma ve bedensel zarar, sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler zarardan indirilemez. Çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında, kazancın bilindiği ve bilinmediği dönemler için kanuni faizin başlangıcı ayrı düzenlenmiştir. Tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin de ödeme tarihine göre hesaplanan tutardan oransal mahsup edilmesi öngörülmüştür.

Bedensel bütünlüğün zedelenmesinde zarar gören lehine, ağır bedensel zarar veya ölümde yakınlar lehine manevi tazminata hükmedilebilir. Kişilik hakkı ihlalinde hâkim para dışında veya paraya ek başka giderim biçimleri de belirleyebilir.

6.3. Birden çok sorumluluk sebebi ve hukuka uygunluk

Bir olay birden fazla sorumluluk sebebine dayanıyorsa, zarar gören aksini istemedikçe ve kanunda aksi yoksa en iyi giderim imkânı sağlayan sebep uygulanır. Birden çok kişi aynı zarara birlikte sebep olmuş veya farklı sebeplerle aynı zarardan sorumlu tutulmuşsa müteselsil sorumluluk gündeme gelir. İç ilişkide paylaştırma, kusurun ağırlığı ve yaratılan tehlikenin yoğunluğu gibi ölçütlere göre yapılır.

Kanunun verdiği yetkinin sınırları içinde davranma, zarar görenin geçerli rızası, üstün özel veya kamusal yarar, haklı savunma, zorunluluk ve belirli koşullarda hakkını kendi gücüyle koruma hukuka aykırılığı kaldırabilir. Haklı savunmada saldırana verilen zarardan sorumluluk doğmaz; zorunluluk hâlinde başkasının malına verilen zarar için hâkim hakkaniyete göre giderim belirleyebilir.

6.4. Kusursuz sorumluluk türleri

  • Hakkaniyet sorumluluğu: Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın tamamen veya kısmen giderilmesine hakkaniyet gerektiriyorsa karar verilebilir.
  • Adam çalıştıranın sorumluluğu: Çalışanın işin görülmesi sırasında verdiği zarardan adam çalıştıran sorumludur. Seçim, talimat, gözetim ve denetimde gerekli özenin gösterildiğinin ispatı kurtuluş sağlayabilir; işletme düzeninin zararı önlemeye elverişli olduğunu ispat yükü ayrıca önemlidir.
  • Hayvan bulunduranın sorumluluğu: Hayvanın bakım ve yönetimini üstlenen kişi zarardan sorumludur; gerekli özeni gösterdiğini ispat ederek kurtulabilir.
  • Yapı malikinin sorumluluğu: Yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden doğan zarardan yapı maliki sorumludur. İntifa ve oturma hakkı sahipleri bakım eksikliğinden doğan zararda malikle birlikte sorumlu olabilir.
  • Tehlike sorumluluğu: Önemli ölçüde tehlike arz eden işletmenin faaliyetinden doğan zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur. Faaliyete hukuk düzenince izin verilmiş olması, uygun denkleştirme istemini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

6.5. Zamanaşımı ve yargılama

Haksız fiil tazminatı, zarar ve sorumlu kişinin öğrenilmesinden başlayarak iki yıl; her hâlde fiilden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Fiil daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa bu daha uzun süre uygulanır. Ceza hâkiminin beraat kararı, kusur değerlendirmesi veya zarar hesabı hukuk hâkimini otomatik olarak bağlamaz.

7. Sebepsiz zenginleşme

Haklı sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişi, zenginleşmeyi geri vermelidir. Geçersiz, gerçekleşmemiş veya sonradan sona ermiş sebebe dayanan kazandırmalar bu kapsamdadır.

Borçlu olmadığı edimi isteyerek yerine getiren kişi, ancak kendisini borçlu sanarak ödeme yaptığını ispat ederse geri isteyebilir. Zamanaşımına uğramış borcun veya ahlaki ödevin ifası geri istenemez. Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey de kural olarak geri istenemez; hâkim Devlete mal edilmesine karar verebilir.

İyiniyetli zenginleşen, geri istem anında elinde kalmayan kısmı iade etmek zorunda değildir. İyiniyetli olmayan veya ileride iade yükümlülüğünü hesaba katması gereken kişi daha geniş ölçüde sorumludur. İyiniyetli zenginleşen zorunlu ve yararlı giderleri; kötüniyetli zenginleşen zorunlu giderleri ve geri verme anındaki mevcut değer artışı ölçüsündeki yararlı giderleri isteyebilir.

İstem, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde zenginleşmeden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.

8. Borcun ifası

8.1. Kim ifa eder, ne ifa edilir?

Alacaklının borcun bizzat borçlu tarafından ifasında özel menfaati yoksa borçlu şahsen ifaya zorunlu değildir. Borcun tamamı belli ve muaccelse alacaklı kısmi ifayı reddedebilir. Bölünemeyen borçta birden çok alacaklı varsa her biri edimin hepsine birlikte ifasını isteyebilir; birden çok borçlu varsa her biri borcun tamamını ifa etmekle yükümlüdür.

Çeşit borcunda seçim kural olarak borçluya aittir, fakat seçilen edim ortalama nitelikten düşük olamaz. Seçimlik borçta da hukuki ilişki veya işin özelliği aksini göstermedikçe seçim borçluya aittir.

8.2. İfa yeri

Tarafların açık veya örtülü iradesi önceliklidir. Aksine anlaşma yoksa:

Borç türüİfa yeri
Para borcuAlacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri
Parça borcuSözleşme kurulurken borç konusunun bulunduğu yer
Diğer borçlarBorcun doğduğu sırada borçlunun yerleşim yeri

Alacaklının yerleşim yerini sonradan değiştirmesi ifayı önemli ölçüde güçleştirirse borç önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir.

8.3. İfa zamanı ve süre hesabı

Taraflar zaman belirlememiş ve ilişkinin özelliği başka sonuç gerektirmiyorsa borç doğduğu anda muaccel olur. Gün olarak belirlenen sürede sözleşmenin kurulduğu gün sayılmaz. Hafta olarak belirlenen süre, son haftada başlangıç gününe ismen uyan günde; ay veya yıl olarak belirlenen süre, son ayda başlangıç tarihini karşılayan günde dolar. Karşılayan gün yoksa ayın son günü esas alınır. “Yarım ay” on beş gündür.

Sürenin sonu tatile rastlarsa, aksi anlaşma yoksa izleyen ilk tatil olmayan güne geçer. Borç alışılmış iş saatlerinde ifa ve kabul edilir. Süre uzatılmışsa yeni süre kural olarak önceki sürenin sona ermesini izleyen ilk gün başlar. Tarafların aksini amaçladığı anlaşılmıyorsa erken ifa mümkündür; fakat borçlu sırf erken ifa nedeniyle indirim yapamaz.

8.4. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler

İfa isteyen taraf, daha sonra ifa hakkı yoksa, kendi borcunu ifa etmiş veya ifayı önermiş olmalıdır. Karşı tarafın ifa güçsüzlüğü diğer tarafın hakkını tehlikeye düşürürse, güvence verilinceye kadar kendi edimini ifadan kaçınabilir. Uygun sürede güvence verilmezse sözleşmeden dönme hakkı doğabilir.

8.5. Ödeme, mahsup ve makbuz

Yabancı para borcunda aynen ödeme şartı yoksa borç ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla ödenebilir. Borç vadesinde ödenmezse alacaklı, şartların varlığına göre aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ödeme isteyebilir.

Birden çok borçta borçlu ödeme sırasında hangi borcu ödediğini bildirebilir. Bildirim yoksa, derhâl itiraz edilmediği sürece alacaklının makbuzda gösterdiği borç esas alınır. Geçerli açıklama yoksa ödeme önce muaccel borca; birden çok muaccel borç varsa ilk takip edilen borca; takip yoksa vadesi önce gelen borca; vadeler aynıysa orantılı biçimde; hiçbiri muaccel değilse güvencesi en az olan borca mahsup edilir.

Borcu ödeyen borçlu makbuz ve tam ödeme hâlinde borç senedinin geri verilmesini veya iptalini isteyebilir. Dönemsel edimlerden biri için çekincesiz makbuz verilmesi önceki dönemlerin de ödendiği; anaparanın tamamı için makbuz verilmesi faizlerin de alındığı karinesini doğurur. Borç senedinin geri verilmesi borcun sona erdiği karinesini oluşturur.

8.6. Alacaklının temerrüdü

Alacaklı, gereği gibi önerilen edimi haklı sebep olmadan kabul etmez veya ifa için gerekli hazırlığı yapmazsa temerrüde düşer. Teslim edilecek şey tevdi edilerek borçtan kurtulmak mümkündür. Tevdiye elverişsiz, çabuk bozulabilir veya korunması önemli gider gerektiren şey, koşulları varsa hâkim izniyle satılıp bedeli tevdi edilebilir. Teslim dışındaki edimlerde borçlu, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebilir.

9. Borca aykırılık ve borçlunun temerrüdü

9.1. Genel giderim borcu

Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe zararı giderir. Yapma borcu ifa edilmezse alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından yerine getirilmesine izin verilmesini isteyebilir. Yapmama borcuna aykırılıkta zarar giderimi yanında aykırı durumun kaldırılması da talep edilebilir.

Borçlu genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Ağır kusurdan sorumsuzluk anlaşması önceden yapılamaz. Hizmet sözleşmesinden doğan borçlarda borçlunun hiçbir kusurdan sorumlu olmayacağını öngören önceden yapılmış anlaşma da geçersizdir. İzinle yürütülen uzmanlık gerektiren işlerde hafif kusurdan sorumsuzluk anlaşmasına da sınır getirilmiştir.

Borçlu, ifayı yardımcı kişilere bıraksa bile yardımcıların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdiği zarardan sorumludur. Yardımcı kişi sorumluluğu kural olarak anlaşmayla sınırlandırılabilse de, izinle yürütülen uzmanlık hizmetlerinde tamamen kaldırma kaydı geçerli değildir.

9.2. Temerrüdün koşulları

Muaccel borçta borçlu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. İfa günü taraflarca birlikte belirlenmiş veya sözleşmedeki bir yetkiye dayanılarak usulüne uygun bildirimle belirlenmişse günün geçmesi yeterlidir. Haksız fiilde fiil tarihinde; sebepsiz zenginleşmede zenginleşme tarihinde temerrüt gerçekleşir. İyiniyetli zenginleşen için bildirim gerekir.

9.3. Temerrüdün sonuçları

Temerrüde düşen borçlu, kusursuzluğunu ispat etmedikçe gecikme zararını giderir. Ayrıca beklenmedik hâlden doğan zarardan da sorumludur; temerrütte kusuru olmadığını veya zamanında ifa etse bile zararın doğacağını ispat ederek kurtulabilir.

Temerrüt faizi oranı sözleşmede yoksa yürürlükteki mevzuata göre belirlenir. Sözleşmeyle kararlaştırılan temerrüt faizi kanuni sınırı aşamaz. Temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemez. Temerrüt faizini aşan zarar varsa borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe bu aşkın zararı da giderir.

9.4. Karşılıklı sözleşmelerde seçimlik haklar

Temerrüde düşen tarafa kural olarak uygun süre verilir. Sürenin etkisiz kalacağı açıksa, gecikme nedeniyle ifa alacaklı için yararsızlaşmışsa veya kesin vadeli işlem niteliği varsa süre gerekmeyebilir.

Süre sonuçsuz kalırsa alacaklı:

  • Aynen ifa ile gecikme tazminatı isteyebilir;
  • İfadan vazgeçtiğini hemen bildirip ifa etmeme zararını isteyebilir;
  • Sözleşmeden dönebilir.

Sürekli edimli sözleşmelerde geçmiş edimleri geri alma mantığı yerine fesih öne çıkar; alacaklı sözleşmeyi ileriye etkili sona erdirip erken sona erme zararını isteyebilir.

10. Üçüncü kişilere etki, sona erme ve değişen koşullar

10.1. Halefiyet ve üçüncü kişi yararına sözleşme

Başkasının borcu için rehnedilen şey üzerindeki ayni hakkını korumak amacıyla borcu ödeyen üçüncü kişi veya borçlunun önceden bildirdiği üçüncü kişi, ifası ölçüsünde alacaklıya halef olabilir.

Üçüncü kişi yararına sözleşmede sözleşmeyi yapan alacaklı, edimin üçüncü kişiye ifasını isteyebilir. Tarafların amacı veya örf ve âdet uygunsa üçüncü kişi de doğrudan istem hakkına sahip olur. Üçüncü kişi hakkını kullanacağını borçluya bildirdikten sonra alacaklı borçluyu ibra edemez ve borcun kapsamını değiştiremez.

10.2. Borcun sona ermesi

Asıl borç sona erdiğinde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi bağlı hak ve borçlar da kural olarak sona erer. İşlemiş faiz veya ceza koşulu saklı tutulmuşsa istenebilir.

İbra, borcu tamamen veya kısmen ortadan kaldıran sözleşmedir ve borcu doğuran işlem şekle bağlı olsa bile kural olarak şekle bağlı değildir. Yenileme, mevcut borcun yeni borçla sona erdirilmesidir; açık yenileme iradesi gerekir. Yeni senet veya kefalet verilmesi tek başına yenileme sayılmaz. Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesi de borcu sona erdirir; üçüncü kişilerin önceden mevcut hakları korunur.

10.3. İmkânsızlık ve aşırı ifa güçlüğü

Borç, borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeple imkânsızlaşırsa sona erer. Karşılıklı sözleşmede imkânsızlık nedeniyle borçtan kurtulan taraf, aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri verir ve henüz ifa edilmemiş karşı edimi isteyemez. İmkânsızlığı gecikmeksizin bildirmeyen ve zararı azaltıcı önlem almayan borçlu ek zarardan sorumlu olur.

Kısmi imkânsızlıkta yalnız imkânsızlaşan bölüm sona erer. Ancak tarafların bu ihtimali bilselerdi sözleşmeyi hiç yapmayacakları açıkça anlaşılıyorsa bütün borç sona erebilir. Karşılıklı sözleşmede alacaklı kısmi ifaya razı olursa karşı edim de orantılı ifa edilir; razı olmazsa veya karşı edim bölünemiyorsa tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.

Aşırı ifa güçlüğünde, sözleşme kurulduktan sonra öngörülemeyen ve borçludan kaynaklanmayan olağanüstü durum sözleşme dengesini dürüstlük kuralına aykırı derecede bozar. Borçlu borcunu henüz ifa etmemiş veya haklarını saklı tutarak ifa etmişse önce uyarlama, bu mümkün değilse dönme; sürekli edimli sözleşmede kural olarak fesih isteyebilir.

10.4. Takas

Karşılıklı, aynı türden ve muaccel para veya özdeş edim borçları takas edilebilir. Alacaklardan birinin çekişmeli olması takasa engel değildir. Zamanaşımına uğramış alacak, takasın mümkün hâle geldiği anda zamanaşımına uğramamışsa takasta kullanılabilir.

Takas kendiliğinden gerçekleşmez; takas iradesinin karşı tarafa bildirilmesi gerekir. Tevdi edilmiş veya haksız alınmış eşyanın geri verilmesine ilişkin alacaklar ile nafaka ve işçi ücreti gibi doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacaklar, hak doğduktan sonra ancak alacaklının rızasıyla takas edilebilir. Takas hakkından önceden feragat mümkündür.

11. Zamanaşımı

Kanunda özel süre yoksa alacaklar on yıllık zamanaşımına tabidir. Kira bedeli, faiz, ücret gibi dönemsel edimler; bazı konaklama ve yeme içme bedelleri; küçük sanat ve perakende satış alacakları; belirli ortaklık, vekâlet, komisyon, acentalık, simsarlık ve eser alacakları için beş yıllık süre öngörülür.

Zamanaşımı kural olarak alacağın muaccel olmasıyla başlar. Muacceliyet bildirime bağlıysa, bildirim yapılabileceği günden itibaren işler. Başlangıç günü hesaba katılmaz; son gün hak kullanılmadan geçince zamanaşımı tamamlanır.

Durma ve kesilme ayrımı

  • Durma: Kanunda sayılan ilişki veya engel devam ederken süre başlamaz; başlamışsa ilerlemez. Sebep kalkınca kaldığı yerden devam eder.
  • Kesilme: Borçlunun ikrarı, faiz ödemesi, kısmi ifa, rehin veya kefil verme; dava, def’i, tahkim, icra takibi veya iflas masasına başvuru gibi olaylarla geçmiş süre etkisizleşir ve yeni süre başlar.

Müteselsil borçlulardan birine karşı kesilme diğerlerini de etkileyebilir. Asıl borçluya karşı kesilme kefile karşı da sonuç doğurur; kefile karşı kesilme asıl borçluya karşı aynı sonucu doğurmaz. Borç senetle ikrar edilmiş veya mahkeme ya da hakem kararıyla belirlenmişse yeni süre on yıldır.

Zamanaşımından önceden feragat edilemez. Hâkim, zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz; borçlu tarafından ileri sürülmelidir.

12. Teselsül, koşullar, bağlanma ve ceza koşulu

12.1. Müteselsil borçluluk

Müteselsil borçluluk, borçluların her birinin borcun tamamından sorumlu olmayı kabul etmesiyle veya kanunun öngörmesiyle doğar. Alacaklı borcun tamamını veya bir kısmını dilediği borçludan isteyebilir. Borç tamamen ödeninceye kadar diğer borçluların sorumluluğu devam eder.

Borçlulardan biri ortak def’i ve itirazları ileri sürmezse iç ilişkide diğerlerine karşı sorumlu olabilir. Bir borçlunun ifa veya takası, sona erdirdiği ölçüde diğerlerini de kurtarır. İç ilişkide aksi yoksa eşit paylaşım esastır; payından fazlasını ödeyen diğerlerine payları oranında rücu eder ve ödediği ölçüde alacaklının haklarına halef olur.

Müteselsil alacaklılıkta borçlu, alacaklılardan birinin takip veya dava başvurusundan haberdar edilmedikçe dilediğine ifa ederek bütün alacaklılara karşı borçtan kurtulabilir. İç ilişkide aksi yoksa alacaklıların payları eşittir.

12.2. Geciktirici ve bozucu koşul

Geciktirici koşulda sözleşmenin hüküm doğurması, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen olaya bağlıdır; kural olarak hüküm koşul gerçekleşince başlar. Bozucu koşulda sözleşme baştan hüküm doğurur, koşul gerçekleşince sona erer ve aksi yoksa sona erme geçmişe yürümez.

Taraflardan biri koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kuralına aykırı biçimde engellerse koşul gerçekleşmiş; dürüstlük kuralına aykırı biçimde sağlarsa gerçekleşmemiş sayılır. Hukuka veya ahlaka aykırı davranışı sağlamak amacıyla konulan koşula bağlı işlem kesin hükümsüzdür.

12.3. Bağlanma parası, cayma parası ve ceza koşulu

Sözleşme kurulurken verilen para, aksi anlaşma veya yerel âdet yoksa cayma parası değil, sözleşmenin yapıldığına kanıt olan bağlanma parasıdır ve asıl alacaktan düşülür. Cayma parası kararlaştırılmışsa veren cayarsa bıraktığını kaybeder; alan cayarsa aldığının iki katını geri verir.

Ceza, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi için kararlaştırılmışsa alacaklı kural olarak borç veya ceza arasında seçim yapar. Ceza belirli zamanda veya yerde ifa etmeme için kararlaştırılmışsa, alacaklı hakkından açıkça vazgeçmemiş veya ifayı çekincesiz kabul etmemişse asıl borçla birlikte cezayı da isteyebilir. Zarar doğmasa da ceza istenebilir. Hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.

13. Borç ilişkisinde taraf değişiklikleri

13.1. Alacağın devri

Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızası olmadan alacağını devredebilir. Devrin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır; devir vaadi şekle bağlı değildir.

Borçlu devirden haberdar edilmemişse önceki alacaklıya iyiniyetle ödeme yaparak kurtulabilir. Devir çekişmeliyse borçlu ifadan kaçınıp edimi hâkimin belirlediği yere tevdi edebilir. Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir. Kişiye özgü olanlar dışında öncelik ve bağlı haklar ile işlemiş faizler devralana geçer.

13.2. Borcun üstlenilmesi ve borca katılma

İç üstlenme, borçlu ile üstlenen arasındaki ilişkidir; üstlenen borçluyu borçtan kurtarma yükümlülüğü altına girer. Borçlunun gerçekten değişmesi için üstlenen ile alacaklı arasında dış üstlenme sözleşmesi gerekir. Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir.

Borçlu değişse de kişiye özgü olmayan bağlı haklar kural olarak korunur. Ancak üçüncü kişinin rehni ve kefalet, bu kişilerin borç üstlenilmesine yazılı rıza vermesi hâlinde devam eder.

Borca katılmada yeni kişi eski borçlunun yanında borçtan sorumlu olur; eski borçlu kurtulmaz ve katılanla birlikte müteselsil sorumluluk doğar. Bu yönüyle borcun üstlenilmesinden ayrılır.

13.3. Malvarlığının devri, sözleşmenin devri ve sözleşmeye katılma

Bir malvarlığı veya işletmeyi aktif ve pasifleriyle devralan kişi, alacaklılara bildirim veya kanunda öngörülen ilanla borçlardan sorumlu olur. Önceki borçlu da belirli süre boyunca devralanla birlikte müteselsilen sorumludur; bildirim veya ilan yapılmadıkça sürenin başlamaması önemlidir.

Sözleşmenin devri, devredenin taraf sıfatıyla birlikte bütün hak ve borçlarının devralana geçmesidir ve sözleşmede kalan tarafın katılımını veya önceden verdiği izne dayanan sonradan onamayı gerektirir. Geçerlilik şekli, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır.

Sözleşmeye katılmada ise mevcut taraf çıkmaz; katılan onun yanında yer alır. Aksi kararlaştırılmamışsa katılan ile yanında yer aldığı taraf, diğer tarafa karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olur.

14. Satış, mal değişimi ve bağışlama

14.1. Satışın yapısı ve hasar

Satıcı zilyetlik ve mülkiyeti devretmeyi, alıcı bedel ödemeyi üstlenir. Aksi anlaşma veya âdet yoksa edimler aynı anda ifa edilir. Taşınır satışında yarar ve hasar zilyetliğin devrine, taşınmaz satışında tescile kadar kural olarak satıcıya aittir. Alıcının taşınırı devralmada temerrüdü veya alıcının isteğiyle başka yere gönderme, hasarın geçiş anını değiştirebilir.

14.2. Zapt ve ayıp

Üçüncü kişinin sözleşme kurulurken mevcut üstün hakkı nedeniyle satılanın alıcının elinden alınması zapt sorumluluğudur. Tam zaptta sözleşme kendiliğinden sona erer ve alıcı bedelin faiziyle iadesi başta olmak üzere kanunda sayılan istemlerde bulunabilir. Kısmi zaptta kural zarar giderimidir; durum bilinse satın alma yapılmayacağı anlaşılıyorsa sözleşmenin sona ermesi de istenebilir.

Ayıpta satıcının bildirdiği niteliklerin bulunmaması veya kullanım değerini ya da beklenen faydayı azaltan maddi, hukuki veya ekonomik eksiklik söz konusudur. Satıcı ayıbı bilmese bile sorumlu olabilir. Alıcı, devraldığı şeyi olağan akışta inceleyip ayıbı uygun sürede bildirmelidir. Gizli ayıp sonradan anlaşılırsa hemen bildirim gerekir.

Satıcının sorumlu olduğu ayıpta alıcı:

  • Dönme,
  • Bedel indirimi,
  • Aşırı masraf gerektirmiyorsa ücretsiz onarım,
  • İmkân varsa ayıpsız benzeriyle değiştirme haklarından birini seçebilir.

Genel tazminat hakkı saklıdır. Satıcının ağır kusuru bildirim ve zamanaşımı savunmalarını sınırlar.

14.3. Taşınmaz satışı ve satış ilişkisi doğuran haklar

Taşınmaz satışı, taşınmaz satış vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri resmî şekilde yapılmalıdır. Önalım sözleşmesi yazılı şekle tabidir. Önalım, alım ve geri alım hakları en çok on yıl için kararlaştırılabilir.

Önalım hakkı satış veya ekonomik bakımdan satışa eşdeğer işlemde kullanılabilir; miras paylaşımında özgüleme, cebrî artırma ve kamu hizmeti amacıyla edinim gibi hâller dışındadır. Hak sahibi, işlemin bildirilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde satıştan itibaren iki yıl içinde dava açmalıdır.

Koşula bağlı taşınmaz satışında koşul gerçekleşmeden tescil yapılamaz. Taşınmaz satışında mülkiyeti saklı tutma koşulu tescil edilemez.

14.4. Taksitle satış ve açık artırma

Taksitle satış yazılı şekle bağlıdır ve kanunda sayılan zorunlu içerikleri taşımalıdır. Alıcı bakımından sözleşme nüshasının eline geçmesinden yedi gün sonra hüküm doğar; bu sürede yazılı geri alma hakkı vardır. Alıcının temerrüdünde kalan bedelin tamamını isteme veya dönme için sözleşmede açık saklı tutma, belirli temerrüt eşikleri ve en az on beş günlük ek süre aranır.

Açık artırmada sözleşme, kural olarak en yüksek önerinin ihalesiyle kurulur. Taşınırın mülkiyeti ihale anında; taşınmazın mülkiyeti tescille geçer. Cebrî artırmada zapt ve ayıp sorumluluğu uygulanmaz. Hukuka veya ahlaka aykırı yöntemlerle sağlanan ihalenin iptali, öğrenmeden itibaren on gün ve her hâlde ihaleden itibaren bir yıl içinde istenebilir.

14.5. Mal değişimi ve bağışlama

Mal değişiminde her taraf verdiği şey bakımından satıcı, aldığı şey bakımından alıcıdır; satış hükümleri uygun düştüğü ölçüde uygulanır.

Bağışlama, karşılıksız kazandırmadır. Bağışlama sözü yazılı; taşınmaz veya taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkinse resmî şekilde yapılır. Elden bağışlama taşınırın teslimiyle kurulur. Bağışlayana dönme koşulu, taşınmaz veya ayni hak söz konusuysa tapu siciline şerh edilebilir.

Bağışlanan, bağışlayana veya yakınına karşı ağır suç işler, kanuni yükümlülüğünü önemli ölçüde ihlal eder ya da yüklemeyi haklı sebep olmadan yerine getirmezse bağışlama geri alınabilir. Geri alma sebebinin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık süre önemlidir.

15. Kira sözleşmeleri

15.1. Genel kira rejimi

Kiraya veren, bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını bırakır; kiracı kira bedeli öder. Kiraya veren kiralananı amaçlanan kullanıma elverişli biçimde teslim etmeli ve sözleşme boyunca bu durumda bulundurmalıdır.

Kiralanan sonradan ayıplı hâle gelirse kiracı ayıbın giderilmesini, kira bedelinde indirim veya zarar giderimini isteyebilir; önemli ayıpta fesih hakkı saklıdır. Kiraya veren uygun sürede ayıbı gidermezse kiracı belirli koşullarla ayıbı gidertebilir veya ayıpsız benzeriyle değiştirme isteyebilir.

Kiralanan el değiştirirse yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Taşınmaz kirasında kiracılık hakkının tapu siciline şerhi kararlaştırılabilir.

Kiracı kira bedelini ödemeli, kiralananı özenle kullanmalı, komşulara saygı göstermeli, olağan temizlik ve bakım giderlerini karşılamalı ve kendisinin gidermekle yükümlü olmadığı ayıpları gecikmeksizin bildirmelidir.

15.2. Alt kira, kira ilişkisinin devri ve erken geri verme

Kiracı, kiraya verene zarar verici değişiklik doğurmamak koşuluyla genel olarak alt kira kurabilir; konut ve çatılı işyerinde yazılı rıza gerekir. Kira ilişkisinin devri de kiraya verenin yazılı rızasına bağlıdır. İşyeri kirasında kiraya veren haklı sebep olmadıkça rızadan kaçınamaz. Devreden kiracı, işyeri kiralarında sözleşmenin sonuna kadar ve en fazla iki yıl devralanla birlikte sorumlu kalır.

Kiracı, süreye veya fesih dönemine uymadan kiralananı geri verirse borçları, kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre boyunca devam eder. Ödeme gücü bulunan ve devralmaya hazır uygun yeni kiracı bulunursa borç daha önce sona erebilir. Kiraya veren kurtulduğu giderleri ve elde ettiği ya da kasten kaçındığı yararları indirmelidir.

15.3. Konut ve çatılı işyeri kiraları

Bu rejimde kiracı koruması güçlendirilmiştir:

  • Kiracının yararı olmadan, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkili olmayan bağlantılı borç geçersizdir.
  • Güvence üç aylık kira bedelini aşamaz; para veya kıymetli evrak bankada özel biçimde tutulur.
  • Kira bedelinin belirlenmesi dışında kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz.
  • Yenilenen dönemde artış anlaşması, tüketici fiyat endeksinin on iki aylık ortalamalara göre değişim oranı sınırını aşamaz.
  • Kira bedeli ve yan giderler dışında başka ödeme yükümlülüğü getirilemez; gecikme hâlinde ceza koşulu veya sonraki kiraların muaccel olacağı kaydı geçersizdir.

Belirli süreli sözleşmede kiracı, sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirim yapmazsa sözleşme bir yıl uzar. Kiraya veren sırf sürenin bitimine dayanamaz; on yıllık uzama süresi sonunda ve öngörülen bildirim koşuluyla sebep göstermeksizin sona erdirebilir. Fesih bildirimi yazılı olmalıdır. Aile konutunda kiracı eşin açık rızası olmadan fesih yapamaz; rıza sağlanamazsa hâkim kararı istenebilir.

Kiraya veren gereksinim, yeniden inşa veya imar; yeni malik de kendi gereksinimi nedeniyle kanunda belirlenen sürelerde dava açabilir. Kiracıdan kaynaklanan tahliye sebepleri arasında teslimden sonra verilen yazılı tahliye taahhüdü, iki haklı ihtar ve belirli koşullarda aynı bölgede oturmaya elverişli konut bulunması yer alır.

Gereksinim veya yeniden inşa gerekçesiyle boşaltılan yerin haklı sebep olmadan üç yıl içinde başkasına kiralanması yasaktır. Aykırılık, eski kiracı lehine son kira yılında ödenen bir yıllık kira bedelinden az olmayan tazminat sonucunu doğurabilir.

Belirli geçmiş tarih aralıklarında konut kira artışlarına yüzde yirmi beş sınırı getiren geçici hükümler de düzenlenmiştir. Bu hükümler yalnız kendi tarih aralıkları için anlam taşır; genel kira artış rejimiyle karıştırılmamalıdır.

15.4. Ürün kirası

Ürün kirasında kullanım yanında ürünleri devşirme hakkı bırakılır. Tarımsal taşınmazın olağan verimi olağanüstü felaket veya doğal olay nedeniyle önemli ölçüde azalırsa kiracı orantılı indirim isteyebilir. Kiracı kiralananı amacına uygun ve iyi biçimde işletmeli, ürün vermeye elverişli durumda tutmalıdır. Alt kira veya işletme hakkının devri için kural olarak kiraya verenin rızası gerekir.

16. Ödünç, hizmet ve eser sözleşmeleri

16.1. Kullanım ve tüketim ödüncü

Kullanım ödüncünde bir şey karşılıksız kullanılır ve aynı şey geri verilir. Ödünç alan sözleşmeye veya özgülenen amaca uygun kullanmalı, başkasına kullandırmamalı ve olağan bakım giderlerini karşılamalıdır.

Tüketim ödüncünde para veya tüketilebilir şey devredilir; aynı nitelik ve miktarda şey geri verilir. Ticari olmayan tüketim ödüncünde faiz ancak kararlaştırılmışsa istenir. Ticari tüketim ödüncünde kararlaştırılmamış olsa bile faiz istenebilir. Geri verme günü veya bildirim süresi belirlenmemişse ilk istemden başlayarak altı hafta geçmeden geri verme zorunluluğu doğmaz.

16.2. Hizmet sözleşmesi

İşçi bağımlı olarak iş görür, işveren ücret öder. İşçi işi kural olarak bizzat yapar; özen, sadakat, sır saklama, teslim ve hesap verme borçları taşır. İşveren ücret ödemeli, iş araç ve malzemelerini sağlamalı, zorunlu giderleri karşılamalı, işçinin kişiliğini korumalı, iş sağlığı ve güvenliği için gerekli önlemleri almalıdır.

İşveren, işçinin kişisel verilerini yalnız işe yatkınlık veya hizmetin ifası için zorunlu olduğu ölçüde kullanabilir. Yalnız işçi aleyhine ceza koşulu geçersizdir. İşçi alacağına ilişkin ibra; yazılı olma, sözleşmenin sona ermesinden sonra en az bir ay geçme, alacak tür ve miktarının açıklığı, ödemenin tam ve banka aracılığıyla yapılması koşullarına bağlıdır.

En az bir yıl çalışan işçiye asgari yıllık izin verilir; izin hakkından hizmet ilişkisi sürerken bedel karşılığı vazgeçilemez. Kullanılmayan izin ücreti sözleşmenin sona ermesinde ödenir.

İşyeri devrinde mevcut hizmet sözleşmeleri hak ve borçlarıyla devralana geçer. Hizmet sözleşmesinin sürekli başka işverene devri için işçinin yazılı rızası gerekir.

Belirsiz süreli sözleşme fesih bildirimiyle sona erdirilir; süre hizmet süresine göre değişir ve taraflar için eşit olmalıdır. Haklı sebep varsa derhâl fesih mümkündür. Rekabet yasağı yazılı olmalı; müşteri çevresi, üretim sırrı veya işverenin işleri hakkında bilgi edinme ve bu bilginin önemli zarar doğurma ihtimali bulunmalıdır. Yer, zaman ve iş türü bakımından işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı biçimde tehlikeye düşüremez.

16.3. Pazarlamacılık ve evde hizmet

Pazarlamacı işletme dışında sürekli aracılık yapar; işlem yapma yetkisi için yazılı anlaşma gerekir. Müşterilerin ödeme yapmamasından genel garanti sorumluluğu yükleyen kayıtlar kural olarak geçersizdir; kanunun dar istisnaları vardır.

Evde hizmette işçi işi kendi evinde veya belirlediği yerde görür. İşveren işe özgü koşulları, gerekiyorsa malzeme karşılığını ve ücreti yazılı bildirir. Ürün tesliminde işveren ayıpları bir hafta içinde bildirmezse ürün mevcut durumuyla kabul edilmiş sayılır.

16.4. Eser sözleşmesi

Yüklenici eser meydana getirir, iş sahibi bedel öder. Yüklenici sadakat ve özenle davranmalı, kişisel özelliği önemliyse işi kendisi veya kendi yönetiminde yaptırmalıdır. İş sahibinin malzemesi veya gösterdiği yer ayıplıysa ya da işi tehlikeye atan durum çıkarsa hemen bildirim gerekir.

İş sahibi teslimden sonra eseri olağan akışta inceleyip ayıpları uygun sürede bildirmelidir. Ayıp varsa:

  • Eser kullanılamayacak veya kabul beklenemeyecek ölçüde ayıplıysa dönme,
  • Eseri alıkoyup bedel indirimi,
  • Aşırı masraf gerektirmiyorsa ücretsiz onarım haklarından biri kullanılabilir.

Taşınmaz üzerindeki eserin sökülmesi aşırı zarar doğuracaksa dönme kullanılamaz. Açık veya örtülü kabulden sonra yüklenici kural olarak kurtulur; kasten gizlenen ve olağan incelemeyle bulunamayacak ayıplar ayrıdır.

Götürü bedelde yüklenici, iş beklenenden pahalıya mal olsa da bedel artışı isteyemez. Öngörülemeyen olağanüstü koşullar işi belirlenen bedelle yapmayı engeller veya son derece güçleştirirse uyarlama, mümkün değilse dönme veya dürüstlük kuralının gerektirdiği hâllerde fesih gündeme gelir.

17. Vekâlet ilişkileri ve diğer işgörme sözleşmeleri

17.1. Vekâlet

Vekil, vekâlet verenin işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlenir. Kapsam açıkça belirtilmemişse işin niteliğine göre belirlenir. Genel vekâlet, işi görmek için gerekli olağan hukuki işlemleri kapsar; dava açma, sulh, hakeme başvurma, kambiyo taahhüdü, bağışlama, kefalet, taşınmaz devri veya ayni hakla sınırlandırma için özel yetki gerekir.

Vekil talimata uymalı, işi kural olarak bizzat görmeli, sadakat ve özen göstermeli, hesap vermeli ve aldıklarını teslim etmelidir. Vekâlet veren gerekli giderleri ve avansları faiziyle öder, vekili üstlendiği borçlardan kurtarır.

Taraflar vekâleti her zaman tek taraflı sona erdirebilir; uygun olmayan zamanda sona erdiren taraf doğan zararı giderir. Sözleşme veya işin niteliği aksini göstermiyorsa ölüm, ehliyet kaybı veya iflas vekâleti sona erdirir. Vekâletin sona ermesi menfaati tehlikeye düşürüyorsa işler geçici olarak sürdürülmelidir.

17.2. Simsarlık

Simsar bir sözleşmenin kurulması imkânını hazırlar veya kurulmasına aracılık eder. Taşınmaz simsarlığı yazılı şekle bağlıdır. Ücret, kural olarak faaliyet sonucunda sözleşme kurulunca doğar. Geciktirici koşullu sözleşmede ücret koşul gerçekleşince istenir. Simsar dürüstlük kuralına aykırı biçimde diğer tarafın menfaatine hareket eder veya diğer taraftan ücret sözü alırsa ücret ve gider hakkını kaybedebilir.

17.3. Vekâletsiz işgörme

Yetkisi olmadan başkasının hesabına iş gören, işi iş sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun yürütmelidir. İş sahibinin menfaatine ve gerekli özenle görülen işte zorunlu ve yararlı giderler, üstlenilen borçlar ve uygun zarar giderimi istenebilir. İş sahibi işi sonradan uygun bulursa vekâlet hükümleri uygulanır.

17.4. Komisyon

Komisyoncu, ücret karşılığında kendi adına ve vekâlet veren hesabına kıymetli evrak veya taşınır alım satımı yapar. Talimata uyma, bilgi verme, eşyayı koruma ve belirlenen bedeli gözetme borçları vardır. Borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallarda, aksine talimat yoksa kendisiyle işlem yapabilir; işlemi aynı gün bildirmelidir.

18. Ticari yardımcılar, havale ve saklama

18.1. Ticari temsilci ve ticari vekil

Ticari temsilci, ticari işletmeyi yönetmek ve işletme adına geniş kapsamlı işlem yapmak üzere açıkça veya örtülü yetkilendirilen kişidir. Kambiyo taahhüdünde bulunabilir ve işletme amacına giren olağan işlemleri yapabilir; taşınmaz devri veya ayni hakla sınırlandırma için açık yetki gerekir.

Yetki şube işleriyle veya birlikte imzayla sınırlandırılabilir; bu sınırlamaların iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için ticaret siciline tescil önemlidir. Diğer sınırlamalar tescil edilse bile iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülemeyebilir.

Ticari vekil, ticari temsilci kadar geniş yetkili değildir. İşletmenin alışılmış işlemlerini yapabilir; ödünç alma, kambiyo taahhüdü, dava açma ve davayı takip için açık yetki gerekir.

18.2. Havale

Havale, havale edenin havale ödeyicisini kendi hesabına edimde bulunmaya, havale alıcısını da bu edimi kabul etmeye yetkili kıldığı işlemdir. Borcun ifası amacıyla yapılmışsa asıl borç, havale ödeyicisinin ifasıyla sona erer. Havale ödeyicisi ifadan kaçınırsa alıcı durumu gecikmeksizin havale edene bildirmelidir.

Havale eden, alıcıya verdiği yetkiyi kural olarak geri alabilir; ancak alıcının yararına, özellikle alacağını elde etmesi amacıyla verilen yetki geri alınamaz. Havale ödeyicisine verilen yetki de kabul açıklamasına kadar geri alınabilir.

18.3. Saklama, ardiyeci ve işletme sorumluluğu

Saklayan, kendisine bırakılan taşınırı güvenli biçimde korur. Saklatanın izni olmadan kullanamaz; aksi hâlde kullanım bedeli ve koşulları varsa beklenmedik hâl zararından sorumluluk doğar. Saklatan her zaman geri istemde bulunabilir; belirli süre nedeniyle yapılan masrafları karşılar.

Ardiyeci ticari malları komisyoncu özeniyle saklar, değişiklikleri bildirir, inceleme ve örnek almaya izin verir. Yetki olmadan mislî malları karıştıramaz ve alacakları için mallar üzerinde hapis hakkına sahip olabilir.

Konaklama yeri işleteni, konukların eşyasının yok olması, zarar görmesi veya çalınmasından kanundaki koşullarla sorumludur. Kusur yoksa sorumluluk günlük konaklama ücretinin üç katıyla sınırlıdır. Garaj ve otopark işleteninin kusursuz sorumluluk sınırı günlük saklama ücretinin on katıdır. İşletenin sorumluluğu reddeden genel ilanı tek başına kurtuluş sağlamaz.

19. Kefalet ve diğer kişisel güvence işlemleri

19.1. Kuruluş ve şekil

Kefil, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından alacaklıya karşı kişisel sorumluluk üstlenir. Mevcut ve geçerli borç yanında gelecekte doğacak veya koşula bağlı borç için de, doğduğunda hüküm ifade etmek üzere kefalet kurulabilir.

Kefalet yazılı olmalı; azamî sorumluluk miktarı ile kefalet tarihi belirtilmelidir. Kefil, azamî miktarı, tarihi ve müteselsil kefilse bu sıfatı kendi el yazısıyla yazmalıdır. Sonradan sorumluluğu artıran değişiklikler de aynı şekle uymalıdır.

Eş, mahkemece ayrılık kararı veya yasal ayrı yaşama hakkı yoksa diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir; rıza sözleşmeden önce veya en geç kurulma anında verilmelidir. Kanunda ticari işletme, şirket, esnaf faaliyeti ve belirli kooperatif kredileri için sayılan istisnalarda eş rızası aranmaz.

19.2. Kefalet türleri ve takip sırası

Adi kefalette alacaklı kural olarak önce asıl borçluya başvurur; kesin aciz, Türkiye’de takibin imkânsızlaşması, iflas veya konkordato mehli gibi hâllerde doğrudan kefile gidilebilir. Rehin varsa adi kefil önce rehnin paraya çevrilmesini isteyebilir; kanuni istisnalar saklıdır.

Müteselsil kefalette alacaklı, borçlunun gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açık ödeme güçsüzlüğü koşuluyla borçluyu takip etmeden kefile başvurabilir. Teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni varsa kural olarak önce rehin paraya çevrilir; belirli istisnalar vardır.

Kefilin sorumluluğu her hâlde sözleşmedeki azamî miktarla sınırlıdır. Asıl borç, borçlunun kusur veya temerrüdünün sonuçları, belirli takip giderleri ve sınırlı faiz kalemleri bu miktar içinde değerlendirilebilir. Kefil, asıl borçluya ait ödeme güçsüzlüğünden doğmayan savunmaları ileri sürme hakkına ve kural olarak yükümlülüğüne sahiptir.

Asıl borç sona erince kefalet de sona erer. Gerçek kişinin verdiği kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl sonra kendiliğinden sona erer; şekle uygun açıklamayla en fazla on yıllık yeni dönem için uzatma mümkündür. Kefalet şekli, ehliyet ve eş rızası kuralları, gerçek kişilerce başka ad altında verilen kişisel güvence sözleşmelerine de uygulanır.

20. Kumar, ömür boyu gelir ve ölünceye kadar bakma

Kumar ve bahisten doğan alacak için dava açılamaz ve takip yapılamaz. Bilerek verilen avans ve ödünçler ile kumar niteliğindeki bazı fiyat farkı işlemleri de bu kapsama girebilir. İsteyerek yapılan ödeme kural olarak geri istenemez; hile veya aşırı miktar gibi kanuni durumlar ayrıdır.

Ömür boyu gelir sözleşmesinde borçlu, bir kişinin yaşamı boyunca dönemsel edimde bulunur. Sözleşme yazılı yapılmalıdır. Aksi açıkça kararlaştırılmamışsa gelir alacaklısının ömrü esas alınır.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusu, bakım alacaklısına yaşamı boyunca bakıp gözetme; bakım alacaklısı da malvarlığı veya belirli değerleri devretme borcu üstlenir. Kural olarak miras sözleşmesi şeklinde yapılır. Devredilen taşınmaz üzerinde bakım alacaklısı lehine kanuni ipotek hakkı doğabilir. Taraf edimleri arasındaki önemli oransızlık veya ilişkinin çekilmezliği, koşulları varsa fesih ya da sona erdirme sonucuna yol açabilir.

21. Adi ortaklık

Adi ortaklık, iki veya daha fazla kişinin emek ve mallarını ortak amaca ulaşmak için birleştirmesidir. Kanunla düzenlenmiş başka ortaklık türünün ayırt edici niteliklerini taşımayan birliktelik, adi ortaklık hükümlerine tabi olabilir.

21.1. İç ilişki

Her ortak para, alacak, mal veya emek biçiminde katılım payı koyar. Aksi kararlaştırılmamışsa payların ortak amacın gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olması gerekir. Kazanç ve zarar payları da aksi yoksa katılım payının değerinden bağımsız biçimde eşittir. Yalnız emeğini koyan ortağın zarara katılmadan kazanca katılması kararlaştırılabilir.

Kararlar kural olarak oybirliğiyle alınır. Sözleşme oy çokluğunu öngörürse çoğunluk ortak sayısına göre belirlenir. Yönetim belirli ortaklara veya üçüncü kişiye bırakılmamışsa her ortak yönetim hakkına sahiptir. Olağan dışı işler için kural olarak bütün ortakların oybirliği gerekir; gecikmesinde sakınca bulunan hâller ayrıdır.

Her ortağın, yönetim yetkisi olmasa bile ortaklığın işleyişi hakkında bilgi alma, defter ve kayıtları inceleme, örnek alma ve mali durum özeti çıkarma hakkı vardır. Bu hakkı kaldıran sözleşme kesin hükümsüzdür. Yeni ortak alınması bütün ortakların rızasına bağlıdır; bir ortağın kendi payına üçüncü kişiyi ortak etmesi o kişiye ortak sıfatı kazandırmaz.

21.2. Dış ilişki ve sorumluluk

Ortaklık için edinilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar kural olarak elbirliği hâlinde ortaklara aittir. Bir ortağın kişisel alacaklısı, sözleşmede aksi yoksa hakkını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilir. Ortaklar, ortaklık ilişkisi içinde üçüncü kişiye üstlendikleri borçlardan aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumludur.

21.3. Sona erme ve tasfiye

Amacın gerçekleşmesi veya imkânsızlaşması, sözleşmedeki süre, oybirliği, ortaklardan birinin ölümü veya iflası, fesih bildirimi ve haklı sebeple mahkeme kararı kanunda sayılan sona erme sebeplerindendir. Belirsiz süreli ortaklıkta ortak altı ay önce bildirim yapabilir; bildirim uygun olmayan zamanda yapılamaz ve hesap yılı sonunda hüküm doğurur.

Tasfiye, yönetici olmayanlar da dâhil bütün ortakların elbirliğiyle yürütülür; tasfiye görevlisi atanabilir. Borçlar, giderler, avanslar ve katılım payları karşılandıktan sonra kalan kazanç paylaşılır; varlıklar yetmezse zarar ortaklara dağıtılır. Ortaklığın sona ermesi üçüncü kişilere karşı mevcut yükümlülükleri değiştirmez.

22. Karşılaştırmalı karar tabloları

22.1. Dönme ve fesih

ÖlçütDönmeFesih
Tipik kullanımAni edimli sözleşmelerSürekli edimli sözleşmeler
EtkiKural olarak geçmişe etkili çözülme ve iadelerKural olarak ileriye etkili sona erme
ÖrnekAyıplı satışta uygun koşullarda dönmeSürekli edimli sözleşmede temerrüt veya haklı sebep

22.2. Alacağın devri, borcun üstlenilmesi ve borca katılma

İşlemDeğişen tarafEski tarafın durumuGerekli temel irade
Alacağın devriAlacaklıEski alacaklı çıkarDevreden ve devralan; borçlu rızası kural olarak aranmaz
Borcun üstlenilmesiBorçluEski borçlu kurtulurÜstlenen ile alacaklı arasında dış üstlenme
Borca katılmaBorçlu yanına yeni kişiEski borçlu kalırKatılan ile alacaklı
Sözleşmenin devriSözleşme tarafıDevreden bütün hak ve borçlarıyla çıkarDevreden, devralan ve sözleşmede kalan taraf
Sözleşmeye katılmaMevcut taraf yanına yeni kişiMevcut taraf kalırKatılan ile sözleşmenin tarafları

22.3. İfa imkânsızlığı ve aşırı ifa güçlüğü

ÖlçütİmkânsızlıkAşırı ifa güçlüğü
Edimin durumuİfa objektif veya somut olayda mümkün değildirİfa mümkündür fakat dürüstlük kuralına aykırı derecede ağırlaşmıştır
Borçlunun kusuruKusursuz imkânsızlıkta borç sona ererOlağanüstü durum borçludan kaynaklanmamalıdır
Temel sonuçSona erme ve karşı edimin iadesiÖnce uyarlama; olmazsa dönme veya fesih

23. Çözümlü uygulamalar

Uygulama 1 — Yetkisiz temsil

Bir kişi, arkadaşının taşınırını satmaya yetkili olduğunu söyleyerek sözleşme yapmıştır. Gerçekte yetkisi yoktur. Karşı taraf yetkisizliği bilmiyordur.

  • Belirleyici bilgi: Temsil yetkisi yoktur.
  • Kural: İşlem temsil olunanı ancak onarsa bağlar.
  • Kontrol: Temsil olunan uygun sürede onamazsa karşı taraf işlemle bağlılıktan kurtulur.
  • Sonuç: Geçersizlik zararı, koşulları varsa yetkisiz temsilciden istenebilir.

Uygulama 2 — Kısmi imkânsızlık

Bir sözleşmede bölünebilir iki teslim borcu vardır. Borçlunun kusuru olmadan teslimlerden biri imkânsızlaşmış, diğeri mümkündür.

  • Belirleyici bilgi: Borç bölünebilir ve imkânsızlık kısmi.
  • Kural: Yalnız imkânsızlaşan bölüm sona erer.
  • İstisna kontrolü: Tarafların bu ihtimali bilselerdi sözleşmeyi hiç yapmayacakları açıkça anlaşılıyorsa bütün borç sona erebilir.
  • Sonuç: İstisna yoksa mümkün bölüm varlığını sürdürür.

Uygulama 3 — Konut kirasında güvence

Kiraya veren, altı aylık kira bedeli tutarında nakit güvenceyi doğrudan kendisine teslim şartı koymuştur.

  • Belirleyici bilgi: Konut kirası, güvence altı aylık ve doğrudan kiraya verene bırakılacaktır.
  • Kural: Güvence üç aylık kira bedelini aşamaz; para bankadaki özel hesaba yatırılır.
  • Sonuç: Koşul hem miktar hem saklama yöntemi bakımından kanuni rejimle bağdaşmaz.

Uygulama 4 — Kefalette eş rızası

Evli bir gerçek kişi, ticari işletmeyle ilgisi bulunmayan arkadaş borcu için kefil olacaktır. Ayrılık kararı veya ayrı yaşama hakkı yoktur.

  • Belirleyici bilgi: Kişisel borç için kefalet ve istisna yoktur.
  • Kural: Diğer eşin yazılı rızası sözleşmeden önce veya en geç kuruluş anında verilmelidir.
  • Sonuç: Rıza daha sonra tamamlanamaz; kuruluş anındaki koşul incelenir.

Uygulama 5 — Adi ortaklıkta inceleme hakkı

Ortaklık sözleşmesi, yönetici olmayan ortağın defterleri inceleyemeyeceğini öngörmüştür.

  • Belirleyici bilgi: Bilgi ve inceleme hakkı tamamen kaldırılmıştır.
  • Kural: Her ortağın yönetim yetkisi olmasa da bilgi alma ve kayıt inceleme hakkı vardır; aksine sözleşme kesin hükümsüzdür.
  • Sonuç: Kısıtlayıcı kayıt uygulanmaz.

24. Karıştırılabilecek ayrımlar

  • Şekil şartı ile ispat şartı: Geçerlilik şekline uyulmazsa işlem hüküm doğurmaz; yalnız ispat sorunu değildir.
  • Kuruluş ile hüküm anı: Hazır olmayanlar arasında sözleşmenin kurulması ve hüküm doğurması farklı anlara bağlanabilir.
  • Yanılma ile aldatma: Aldatmada yanılmanın esaslı olması aranmaz; üçüncü kişinin aldatmasında karşı tarafın bilgi durumu önemlidir.
  • Yetkinin geri alınması ile yetkinin sona erdiğinin üçüncü kişiye etkisi: İç ilişkide sona erme, iyiniyetli üçüncü kişiye karşı her zaman ileri sürülemez.
  • Alacaklının temerrüdü ile borçlunun temerrüdü: Birinde kabul veya hazırlık eksikliği alacaklıdan, diğerinde gecikme borçludan kaynaklanır.
  • İfa imkânsızlığı ile aşırı ifa güçlüğü: Birinde ifa mümkün değildir; diğerinde mümkündür fakat aşırı ağırlaşmıştır.
  • Durma ile kesilme: Durmada süre kaldığı yerden devam eder; kesilmede yeni süre başlar.
  • Borca katılma ile borcun üstlenilmesi: Katılmada eski borçlu kalır, üstlenmede alacaklının kabulüyle borçlu değişir.
  • Dönme ile fesih: Dönme geçmiş edimlerin iadesini; fesih ileriye etkili sona ermeyi öne çıkarır.
  • Adi kefalet ile müteselsil kefalet: Takip sırası ve doğrudan kefile başvuru koşulları aynı değildir.

25. Hızlı tekrar

  • Sözleşme, uygun karşılıklı irade açıklamalarıyla kurulur; kanuni şekil kural olarak geçerlilik şartıdır.
  • Genel işlem koşulunun sözleşmeye girmesi için bilgilendirme, öğrenme imkânı ve kabul gerekir.
  • Kesin hükümsüzlük, emredici hüküm, ahlak, kamu düzeni, kişilik hakkı veya imkânsız konu sınırlarında doğar.
  • İrade bozukluğunda bir yıllık onama süresi kritik olabilir.
  • Yetkisiz temsil, temsil olunanın onamasıyla bağlayıcı hâle gelir.
  • Haksız fiilde zarar ve kusuru zarar gören ispat eder; kusursuz sorumluluk hâlleri ayrıca düzenlenmiştir.
  • Para, parça ve diğer borçların ifa yerleri farklıdır.
  • Muaccel borçta temerrüt kural olarak ihtarla; belirli gün ve diğer istisnalarda ihtarsız gerçekleşir.
  • Kusursuz imkânsızlık borcu sona erdirir; aşırı ifa güçlüğünde önce uyarlama aranır.
  • Zamanaşımı hâkimce kendiliğinden dikkate alınmaz.
  • Alacağın devrinde borçlu rızası kural olarak gerekmez; borcun üstlenilmesinde alacaklının kabulü gerekir.
  • Taşınmaz satışı resmî; önalım sözleşmesi yazılı şekle bağlıdır.
  • Konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence üç aylık kira bedelini aşamaz.
  • Vekilin taşınmaz devri ve ayni hakla sınırlandırma için özel yetkiye ihtiyacı vardır.
  • Kefalette azamî miktar, tarih ve gerektiğinde müteselsil sıfat kefilin el yazısıyla belirtilir.
  • Adi ortaklıkta inceleme hakkı sözleşmeyle kaldırılamaz; dış borçlarda aksi yoksa müteselsil sorumluluk vardır.

26. Mini yoklamalar

  1. Şekle bağlı bir sözleşme aynı şekle uyulmadan değiştirilirse temel sonuç nedir?
  2. Bir genel işlem koşulu açık değilse kimin lehine yorumlanır?
  3. Borçlunun kusuru olmadan edim tamamen imkânsızlaşırsa borcun temel sonucu nedir?
  4. Zamanaşımını hâkim kendiliğinden dikkate alabilir mi?
  5. Borca katılmada eski borçlu borçtan çıkar mı?
  6. Konut kirasında güvence en çok kaç aylık kira bedeli olabilir?
  7. Taşınmazı devretmek için genel vekâlet yeterli midir?
  8. Adi ortaklıkta yönetim yetkisi olmayan ortak defterleri inceleyebilir mi?

Mini yoklama cevapları

  1. Değişiklik, zorunlu şekle uymadığı ölçüde hüküm doğurmaz; sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler ayrıdır.
  2. Düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır.
  3. Borç sona erer; karşılıklı sözleşmede alınan edimin geri verilmesi ve karşı edim hakkının kaybı gündeme gelir.
  4. Hayır. Borçlu tarafından ileri sürülmelidir.
  5. Hayır. Katılan, eski borçlunun yanında yer alır ve kural olarak müteselsil sorumluluk doğar.
  6. Üç aylık kira bedeli.
  7. Hayır. Özel yetki gerekir.
  8. Evet. Bilgi ve inceleme hakkı yönetim yetkisinden bağımsızdır ve kaldırılamaz.