Oku · Anla · Pekiştir
Konu anlatımı
4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu
Konunun kapsamı
Türk Medenî Kanunu; kişiliğin doğumundan ölümüne, aile ilişkilerinden vesayete, mirasın geçişinden mülkiyet ve tapu siciline kadar özel hukukun temel kurumlarını sistemli biçimde düzenler. Bu ders, kanunun başlangıç hükümleri ile kişiler, aile, miras ve eşya hukuku kitaplarını birlikte ele alır; ipotekli borç senedi, irat senedi, taşınır rehni ve rehinli tahvil hükümleri kapsam dışındadır.
Kanunun doğru uygulanması, yalnız tek bir kuralı hatırlamaya değil; kişinin ehliyet durumunu, hakkın türünü, işlemin şeklini, gerekli rıza veya izni, sicile yapılacak kaydı ve üçüncü kişilere karşı sonucu birlikte değerlendirmeye bağlıdır. Bu nedenle anlatım, hükümlerin sırasını izlemek yerine karar verme sırasını esas alır.
Öğrenme hedefleri
Bu dersi tamamlayan öğrenci:
- Dürüstlük kuralı, iyiniyet, ispat yükü ve resmî sicillerin ispat gücünü birbirinden ayırır;
- Hak ehliyeti, fiil ehliyeti, ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlılık arasındaki ilişkiyi somut olaya uygular;
- Kişiliğin korunması, gaiplik, tüzel kişilik, dernek ve vakıf hükümlerinin temel sonuçlarını belirler;
- Evlenme, boşanma, aile konutu, mal rejimleri, soybağı, evlât edinme, velâyet ve çocuk mallarında gerekli koşulları seçer;
- Vasi, kayyım ve yasal danışmanın görev alanlarını; vesayet ve denetim makamlarının izinlerini ayırt eder;
- Yasal mirasçılık, ölüme bağlı tasarruf, saklı pay, ret, resmî defter, resmî tasfiye ve paylaşma hükümlerini uygular;
- Paylı ve elbirliği mülkiyetini, taşınmaz ve taşınır mülkiyetinin kazanılmasını, komşuluk hukukunu ve sınırlı aynî hakları karşılaştırır;
- İpoteğin kurulması, kapsamı, derecesi, devri ve kanunî ipotek haklarına ilişkin karar ölçütlerini açıklar;
- Zilyetliğin türlerini, korunmasını, iyiniyetli ve iyiniyetli olmayan zilyedin durumunu değerlendirir;
- Tapu sicilinde tescil, şerh, beyan, açıklık, yolsuz tescil, iyiniyetli kazanım ve düzeltme yollarını birbirinden ayırır.
I. Başlangıç Hükümleri
1. Hukukun uygulanma sırası
Kanun, sözü ve özüyle düzenlediği bütün olaylara uygulanır. Uygulanabilir bir kanun hükmü bulunmadığında karar verici önce örf ve âdet hukukuna başvurur. Bu kaynak da yoksa, kanun koyucu gibi davranarak somut olay için genel ve uygulanabilir bir kural kurar. Bilimsel görüşler ile yargı kararları, bu değerlendirmede yararlanılan kaynaklardır; doğrudan kanun yerine geçen ayrı birer norm değildir.
Bu sıra, boşluk ile yorumun karıştırılmamasını gerektirir. Metnin sözü tek başına yeterli görülmez; düzenlemenin amacı ve sistem içindeki yeri de dikkate alınır. Buna karşılık kanunun açıkça düzenlediği bir konuda, kişisel adalet düşüncesiyle hükmün dışına çıkılamaz.
2. Dürüstlük kuralı, hakkın kötüye kullanılması ve iyiniyet
Dürüstlük kuralı, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken uyması gereken nesnel davranış ölçüsüdür. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzenince korunmaz. Burada kişinin iç dünyasından çok, davranışın hukuk düzeni bakımından kabul edilebilir olup olmadığı önemlidir.
İyiniyet ise kanunun bir hukuki sonuca bağladığı durumlarda kişinin belirli bir hukuki eksikliği bilmemesi ve bilmesinin de gerekmemesi hâlidir. İyiniyetin varlığı kural olarak kabul edilir. Ancak durumun gerektirdiği özeni göstermeyen kişi, yalnızca bilmediğini söyleyerek iyiniyetten yararlanamaz.
| Ayrım | Dürüstlük kuralı | İyiniyet |
|---|---|---|
| Esas soru | Hak veya borç nasıl kullanılmalıdır? | Kişi hukuki eksikliği biliyor muydu veya bilmesi gerekir miydi? |
| Nitelik | Nesnel davranış ölçüsü | Bilgi ve özen durumuna ilişkin değerlendirme |
| Temel sonuç | Açık kötüye kullanım korunmaz | Kanunun koruma bağladığı kazanım veya sonuç doğabilir |
3. İspat yükü ve resmî siciller
Aksine özel bir düzenleme yoksa herkes, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür. İspat yükü, kimin iddiasını kanıtlaması gerektiğini gösterir; uyuşmazlığın esasını tek başına çözmez.
Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. İçeriğin doğru olmadığı ileri sürülebilir. Kanunda özel bir şekil öngörülmemişse bu karşı ispat belirli bir şekle bağlı değildir. Böylece resmî kayıt güçlü bir ispat aracı olmakla birlikte mutlak ve çürütülemez değildir.
II. Kişiler Hukuku
1. Hak ehliyeti, fiil ehliyeti ve ayırt etme gücü
Her insan haklara ve borçlara ehildir. Hak ehliyeti insan olmanın sonucudur; yaş, sağlık veya kısıtlılık sebebiyle ortadan kalkmaz. Fiil ehliyeti ise kişinin kendi işlemleriyle hak kazanabilmesini ve borç altına girebilmesini ifade eder.
Tam fiil ehliyeti için üç koşul birlikte aranır:
- Erginlik,
- Ayırt etme gücü,
- Kısıtlı olmama.
Erginlik kural olarak on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenme kişiyi ergin kılar. On beş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir.
Ayırt etme gücü, akla uygun biçimde davranabilme yeteneğidir. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk veya benzeri bir sebeple bu yetenek ortadan kalkmışsa kişinin yaptığı işlemler, kanundaki ayrık durumlar dışında hukuki sonuç doğurmaz.
Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadan kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Buna karşılık karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılmasında temsilci rızası aranmaz. Bu kişiler haksız fiillerinden sorumludur.
Karar sırası
| Soru | Sonuca etkisi |
|---|---|
| Kişi ayırt etme gücüne sahip mi? | Yoksa işlem kural olarak hukuki sonuç doğurmaz. |
| Kişi ergin ve kısıtlı değil mi? | Üç koşul birlikteyse tam fiil ehliyeti vardır. |
| İşlem borç altına sokuyor mu? | Ayırt etme gücüne sahip küçük veya kısıtlı için temsilci rızası gerekir. |
| İşlem karşılıksız kazandırma veya kişiye sıkı sıkıya bağlı hak mı? | Temsilci rızası aranmaz. |
2. Hısımlık ve yerleşim yeri
Kan hısımlığının derecesi, kişileri birbirine bağlayan doğum sayısıyla belirlenir. Biri diğerinden gelenler üstsoy-altsoy; ortak kökten gelip biri diğerinden gelmeyenler yansoy hısımlarıdır. Kayın hısımlığı, eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları arasında aynı tür ve derecede doğar; evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz.
Yerleşim yeri, sürekli kalma niyetiyle oturulan yerdir. Kural olarak bir kişinin aynı anda birden fazla yerleşim yeri bulunmaz. Bir öğretim kurumunda bulunmak veya eğitim, sağlık, bakım ya da ceza kurumuna konulmak tek başına yeni yerleşim yeri doğurmaz.
Velâyet altındaki çocuğun yerleşim yeri ana ve babasının ortak yerleşim yeridir. Ortak yerleşim yeri yoksa çocuk kendisine bırakılan ana veya babanın yerleşim yerini izler. Vesayet altındaki kişinin yerleşim yeri, bağlı olduğu vesayet makamının bulunduğu yerdir.
3. Kişiliğin korunması
Kimse hak ve fiil ehliyetinden vazgeçemez; özgürlüklerini hukuka veya ahlâka aykırı biçimde sınırlayamaz. Kişilik hakkına yapılan saldırı; kişinin rızası, daha üstün özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılmasıyla haklı kılınmadıkça hukuka aykırıdır.
Kişiliği saldırıya uğrayan kişi:
- Saldırı tehlikesinin önlenmesini,
- Sürmekte olan saldırıya son verilmesini,
- Etkileri süren saldırının hukuka aykırılığının tespitini,
- Düzeltme veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesini ya da yayımlanmasını,
- Koşulları varsa maddi ve manevi tazminatı,
- Saldırıdan elde edilen kazancın verilmesini isteyebilir.
Adın kullanılması çekişmeli ise hakkın tespiti; ad haksız kullanılıyorsa buna son verilmesi ve koşulları varsa tazminat istenebilir. Adın değiştirilmesi ancak haklı sebeple hâkimden talep edilir. Ad değişikliği kişisel durumu değiştirmez.
4. Kişiliğin başlangıcı, ölüm ve gaiplik
Kişilik, çocuğun sağ ve tamamıyla doğduğu anda başlar; ölümle sona erer. Çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak hak ehliyeti kazanır.
Birden fazla kişiden hangisinin önce öldüğü ispatlanamıyorsa hepsi aynı anda ölmüş sayılır. Ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren koşullarda kaybolan kişi, cesedi bulunmasa da ölmüş sayılır. Gaiplikte ise ölüm kesin değildir; ölüm tehlikesi içinde kaybolma veya uzun süre haber alınamama sebebiyle kuvvetli ölüm olasılığı vardır ve mahkeme kararı gerekir.
Gaiplik istemi için ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl, son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmelidir. İlanla bilgi vermek üzere tanınan süre ilk ilandan başlayarak en az altı aydır. Kişi ortaya çıkar, kendisinden haber alınır veya ölüm tarihi belirlenirse istem düşer. Gaiplik kararı, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı tarihten başlayarak hüküm doğurur.
5. Kişisel durum sicili
Kişisel durum resmî sicille belirlenir. Sicilin tutulmasından doğan zarar Devletçe tazmin edilir; kusurlu görevliye rücu edilir. Mahkeme kararı olmadıkça kişisel durum sicilindeki hiçbir kayıt düzeltilemez. Doğum, ölüm ve kişisel durum değişiklikleri, ilgili bildirim ve tescil kurallarına göre sicile işlenir.
6. Tüzel kişiler
Örgütlenmiş kişi toplulukları ile belirli bir amaca özgülenmiş bağımsız mal toplulukları, özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanır. Amacı hukuka veya ahlâka aykırı topluluk tüzel kişilik kazanamaz.
Tüzel kişiler, insana özgü niteliklere bağlı haklar dışında hak ve borçlara ehildir. Gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyeti kazanırlar. İradeleri organları aracılığıyla açıklanır; organların hukuki işlemleri tüzel kişiyi borç altına sokar. Organlar kendi kusurlarından ayrıca kişisel olarak sorumludur.
Sona eren tüzel kişinin kişiliği, tasfiye amacıyla sınırlı olarak tasfiye süresince devam eder.
7. Dernekler
Dernek, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bilgi ve çalışmalarını sürekli biçimde birleştirdiği kişi topluluğudur. Kuruluş bildirimi, tüzük ve gerekli belgelerin yetkili mülkî amire verilmesiyle tüzel kişilik kazanılır.
Hiç kimse derneğe üye olmaya veya dernekte kalmaya zorlanamaz. Üyeler eşit haklara sahiptir; her üyenin genel kurulda bir oy hakkı vardır ve oy şahsen kullanılır. Zorunlu organlar genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kuruludur. Başka organlar kurulabilir; ancak zorunlu organların görev, yetki ve sorumlulukları bu organlara devredilemez.
Olağanüstü genel kurul, yönetim veya denetim kurulunun gerekli görmesi ya da üyelerin beşte birinin yazılı başvurusu üzerine yönetim kurulunca toplantıya çağrılır. Çağrı yapılmazsa üyelerden birinin başvurusu üzerine sulh hâkimi üç üyeyi çağrı yapmakla görevlendirir.
Genel kurul kararlarına karşı süreler, toplantıya katılıp karara katılmayan üye ile toplantıya katılmayan üye bakımından farklı başlar. Yokluk ve mutlak butlan hâlleri saklıdır.
8. Vakıflar
Vakıf, yeterli mal ve hakların belirli ve sürekli bir amaca özgülenmesiyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğudur. Kurma iradesi resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanır. Tüzel kişilik, yerleşim yeri mahkemesi nezdindeki sicile tescille kazanılır.
Temsilci aracılığıyla resmî senet düzenlenerek vakıf kurulacaksa temsil yetkisi noterlikçe düzenlenmiş olmalı; vakfın amacı ile özgülenecek mal ve haklar yetki belgesinde belirlenmelidir. Tescille birlikte özgülenen mallar ve haklar vakfa geçer. Taşınmazın vakıf adına tescili mahkemece tapu idaresine bildirilir.
Vakıf senedinde amaç ve özgülenen mal veya haklar yeterince belirlenmişse diğer noksanlıklar tescil talebinin reddini zorunlu kılmaz; tamamlatılabilir. Amacın imkânsız hâle gelmesi ve değiştirilmesine de olanak bulunmaması durumunda vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir.
III. Aile Hukuku
1. Nişanlılık
Nişanlanma evlenme vaadiyle kurulur; evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez. Haklı sebep olmadan nişanı bozan veya nişanın kendi kusuruyla bozulmasına yol açan taraf, diğer tarafın evlenme amacıyla yaptığı makul harcamalar ve fedakârlıklar için uygun tazminat ödeyebilir. Kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf koşulları varsa manevi tazminat isteyebilir.
Nişan evlenme dışında bir sebeple sona ererse alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Aynen veya mislen iade mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Nişanın sona ermesinden doğan talepler bir yıllık zamanaşımına tâbidir.
2. Evlenme ehliyeti ve engelleri
Kural olarak kadın ve erkek on yedi yaşını doldurmadan evlenemez. Olağanüstü durum ve pek önemli sebep varsa hâkim, on altı yaşını doldurmuş kişiye izin verebilir. Ayırt etme gücü bulunmayanlar evlenemez. Küçük ve kısıtlı için yasal temsilci izni gerekir; haklı sebep olmadan izin verilmezse hâkime başvurulabilir.
Üstsoy-altsoy, kardeşler, amca-dayı-hala-teyze ile yeğenleri arasında evlenme yasaktır. Kayın hısımlığı doğuran evlilik sona erse bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında evlenme engeli sürer. Önceki evlilik sona ermeden yeni evlilik yapılamaz. Gaiplik kararı tek başına evliliği sona erdirmez; evliliğin ayrıca feshi gerekir.
3. Başvuru, tören ve evliliğin oluşması
Evlenecek kişiler, içlerinden birinin oturduğu yer evlendirme memurluğuna birlikte başvurur. Koşullar varsa evlenme günü belirlenir veya altı ay süreyle geçerli evlenme izin belgesi verilir. Belgelerin verilmesinden sonra altı ay geçerse tören yapılamaz.
Evlenme, evlendirme memurunun sorusuna tarafların olumlu sözlü cevap verdikleri anda oluşur. Dinî tören evliliğin geçerlilik koşulu değildir.
4. Batıl evlenmeler
Mutlak butlan sebepleri arasında eşlerden birinin evli olması, sürekli ayırt etme gücü yoksunluğu, evlenmeye engel akıl hastalığı ve yasak hısımlık bulunur. Mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen veya ilgisi olan herkesçe açılabilir.
Geçici ayırt etme gücü yoksunluğu, esaslı yanılma, aldatma ve korkutma nisbî butlan sebeplerindendir. Batıl evlilik, hâkim kararına kadar geçerli evliliğin sonuçlarını doğurur. Bekleme süresine uyulmaması veya yetkili memur önündeki evlilikte diğer şekil kurallarına uyulmaması tek başına butlan sebebi değildir.
5. Boşanma ve ayrılık
Boşanma sebepleri; zina, hayata kast veya pek kötü/onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Bazı sebeplerde öğrenmeden itibaren altı aylık ve olaydan itibaren beş yıllık hak düşürücü süreler bulunur. Affeden eş, zina ile hayata kast veya pek kötü/onur kırıcı davranışa dayanamaz.
Terkte ayrılığın en az altı ay sürmesi, durumun devam etmesi ve usulüne uygun ihtarın sonuçsuz kalması gerekir. İhtar, belirli sürenin dördüncü ayı bitmeden istenemez; ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz.
Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Hâkim tarafları bizzat dinler, iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirir ve mali sonuçlarla çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulur. Gerekli değişiklikler taraflarca kabul edilirse boşanmaya karar verilir.
Boşanma sebebi ispatlanmışsa hâkim boşanmaya veya koşulları varsa ayrılığa karar verebilir. Dava yalnız ayrılık istemine dayanıyorsa boşanmaya karar verilemez. Ayrılık bir yıldan üç yıla kadar belirlenir.
6. Evlilik birliğinin temsili ve aile konutu
Eşlerden her biri ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder. Diğer ihtiyaçlarda temsil, diğer eşin veya hâkimin yetkilendirmesine ya da gecikmede sakınca bulunup diğer eşin rızasının alınamamasına bağlıdır. Temsil yetkisinin usulüne uygun kullanıldığı işlemlerde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur.
Aile konutu bakımından malik eş, diğer eşin açık rızası olmadan kira sözleşmesini feshedemez, konutu devredemez veya konut üzerindeki hakları sınırlayamaz. Malik olmayan eş, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Rıza sağlanamaz veya haklı sebep olmadan verilmezse hâkimin müdahalesi istenebilir.
Ailenin ekonomik varlığının korunması veya mali yükümlülüğün yerine getirilmesi için hâkim, belirli malvarlığı değerleri üzerindeki tasarrufları diğer eşin rızasına bağlayabilir. Taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisi kaldırılırsa durumun tapu kütüğüne şerhine re’sen karar verilir.
7. Mal rejimleri
Yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır. Eşler, kanundaki sınırlar içinde başka bir mal rejimini seçebilir. Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya sonra yapılabilir; noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Evlenme başvurusu sırasında seçimin yazılı bildirilmesi de mümkündür.
Edinilmiş mal, rejim devam ederken karşılığı verilerek elde edilen malvarlığı değeridir. Çalışma karşılığı edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatları, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş mal yerine geçen değerler bu gruba girer. Kişisel kullanıma yarayan eşya, rejim başlangıcında mevcut mallar, miras veya karşılıksız kazanımlar, manevi tazminat alacakları ve kişisel mal yerine geçen değerler kişisel maldır.
Belirli malın kime ait olduğunu iddia eden bunu ispatlar. Kime ait olduğu ispatlanamayan mallar eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispatlanana kadar edinilmiş mal kabul edilir.
Rejim, ölüm veya başka rejimin kabulüyle sona erer. İptal, boşanma ya da mahkemece mal ayrılığına geçişte sona erme, dava tarihinden itibaren hüküm doğurur. Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltma amacı taşıyan devirler edinilmiş mallara değer olarak eklenir. Artık değer, bu eklemeler ve denkleştirme dâhil edinilmiş malların toplamından ilgili borçlar çıkarılarak bulunur. Kural olarak her eş veya mirasçıları diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir.
Sağ kalan eş, koşulları varsa birlikte yaşanılan konut üzerinde katılma alacağına mahsup edilmek üzere intifa veya oturma hakkı; ev eşyası üzerinde mülkiyet isteyebilir. Haklı sebeple konut üzerinde mülkiyet de tanınabilir.
8. Soybağı ve evlât edinme
Çocuk ile ana arasındaki soybağı doğumla; baba ile soybağı ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. Evlilik devam ederken veya sona ermesinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Karinelerin çakışmasında ana bu sürede yeniden evlenmişse ikinci evlilikteki koca baba sayılır; bu karine çürütülürse ilk koca baba sayılır.
Tanıma, babanın nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmî senet veya vasiyetnamedeki beyanıyla yapılır. Başka bir erkekle soybağı bulunan çocuk, bu bağ geçersiz kılınmadan tanınamaz.
Küçüğün evlât edinilmesi için kural olarak bir yıl bakılmış ve eğitilmiş olması, işlemin küçüğün yararına bulunması ve diğer çocukların yararlarının hakkaniyete aykırı biçimde zedelenmemesi gerekir. Eşler kural olarak birlikte evlât edinir. Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuşsa tek başına evlât edinebilir. Evlât edinilen, evlât edinenden en az on sekiz yaş küçük olmalıdır.
Evlât edinmeyle ana ve babaya ait hak ve yükümlülükler evlât edinene geçer; evlâtlık evlât edinenin mirasçısı olur. Evlât edinen ve hısımları ise evlâtlığa mirasçı olmaz.
9. Velâyet, temsil ve çocuk malları
Evlilik sürdükçe ana ve baba velâyeti birlikte kullanır. Ortak hayat sona ermiş veya ayrılık gerçekleşmişse hâkim velâyeti eşlerden birine verebilir. Ana ve baba evli değilse velâyet kural olarak anaya aittir.
Ana ve baba, velâyet çerçevesinde çocuğun yasal temsilcisidir. Çocuk ile ana veya baba arasında yahut ana-babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak ve çocuğu borç altına sokacak işlem için kayyımın katılması ve hâkim onayı gerekir.
Ana ve baba çocuk mallarını yönetir; kural olarak hesap ve güvence vermez. Çocuk mallarının gelirleri öncelikle çocuğun bakım, yetişme ve eğitimi için; hakkaniyete uygun ölçüde aile ihtiyaçları için kullanılabilir. Çocuğa açıkça ana ve babanın kullanmaması koşuluyla yapılan kazandırmaların gelirleri ana ve babanın menfaatine harcanamaz.
IV. Vesayet
1. Organlar ve vesayeti gerektiren hâller
Vesayet organları vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlardır. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir. Vasi, küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığıyla ilgili bütün menfaatlerini korur ve onu hukuki işlemlerde temsil eder. Kayyım belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır.
Velâyet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim ve kişinin kendi isteği kanunda gösterilen koşullarla kısıtlama sebebi olabilir.
Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasında, kişinin isteği bulunmasa da kişiliğinin veya malvarlığının korunması gerekli görülürse kısıtlama mümkündür. Karar öncesinde hükümlü dinlenir.
2. Vasi, kayyım ve yasal danışman
Vesayet makamı görevi yapabilecek yetenekte bir ergini vasi atar. Haklı engel yoksa eş veya yakın hısım öncelikle değerlendirilir. Kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar, haysiyetsiz hayat sürenler, menfaat çatışması veya düşmanlığı bulunanlar ve ilgili vesayet dairesi hâkimleri vasi olamaz.
Temsil kayyımı; kişinin ivedi işini görememesi, yasal temsilci ile temsil edilenin menfaat çatışması veya temsilcinin görevini yapmasına engel bulunması gibi hâllerde atanır. Yönetim kayyımı, yönetimi kimseye ait olmayan veya kanunda gösterilen malvarlıkları için görevlendirilir.
Yasal danışman, kısıtlamaya yeter sebep bulunmamakla birlikte korunması için fiil ehliyetinin belirli işlemlerde sınırlanması gereken ergine atanır. Taşınmaz alımı, satımı, rehnedilmesi, dava ve sulh, ödünç, ana paranın alınması, bağış, kambiyo taahhüdü ve kefalet gibi işlemlerde danışmanın görüşü gerekir.
3. Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması
Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bağımlılık, ağır tehlike gösteren bulaşıcı hastalık veya serserilik sebebiyle toplum için tehlike oluşturan ergin, kişisel korunması başka türlü sağlanamıyorsa elverişli kuruma yerleştirilebilir veya alıkonulabilir. Yetki kural olarak yerleşim yeri vesayet makamına; gecikmede sakınca varsa bulunulan yer vesayet makamına aittir.
İlgili kişi veya yakınları, kararın bildirilmesinden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edebilir. Resmî sağlık kurulu raporu gereken hâllerde karar bu rapordan sonra verilir. Hâkim ilgiliyi dinler, incelemeyi tamamlar ve gecikmeksizin karar verir.
4. Malvarlığının yönetimi ve taşınmaz işlemleri
Vasi göreve başlarken yönetilecek malvarlığının defteri tutulur. Vesayet altındaki kişinin yönetim için gerekli olmayan paraları faiz getirmek üzere belirlenen millî bankaya yatırılır veya Hazine menkul kıymetlerine çevrilir.
Taşınmaz satışı ancak vesayet altındaki kişinin menfaati gerektiriyorsa, vesayet makamının talimatıyla mümkündür. Kural açık artırmadır; ihale vesayet makamının onamasıyla tamamlanır. Denetim makamı istisnai koşullarda pazarlıkla satışa karar verebilir.
Vasi, vesayet altındaki kişi adına kefil olamaz, vakıf kuramaz ve önemli bağışta bulunamaz. Ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi, vasinin açık veya örtülü izni ya da sonradan onamasıyla yükümlülük altına girebilir veya haktan vazgeçebilir.
5. İzin sistemi
Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve başka aynî hak kurulması; olağan yönetim dışındaki malvarlığı işlemleri; belirli süreleri aşan kiralar; dava, sulh, tahkim, konkordato; mal rejimi, miras paylaşımı ve miras payı devri gibi işlemler vesayet makamının iznine bağlıdır.
Evlât edinme, vatandaşlığa girme veya çıkma, işletme devralma veya tasfiye, kişisel sorumluluk doğuran ortaklığa girme, önemli sermayeyle şirkete ortak olma, ömür boyu gelir veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasın kabulü veya reddi, miras sözleşmesi, küçüğün ergin kılınması ve vasi ile vesayet altındaki kişi arasındaki sözleşmeler için vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izni gerekir.
Gerekli izin alınmadan yapılan işlem, vesayet altındaki kişinin vasinin izni olmadan yaptığı işlem gibi değerlendirilir. Küçüklük sebebiyle vesayet, küçüğün ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer; vasinin görev süresinin sona ermesi ise vesayetin sebebini tek başına ortadan kaldırmaz.
V. Miras Hukuku
1. Yasal mirasçılar
Birinci zümre mirasbırakanın altsoyudur. Altsoy yoksa ana ve baba ile onların altsoyu; bunlar da yoksa büyük ana ve büyük baba ile onların altsoyu mirasçı olur. Önce ölen zümre mensubunun yerini kendi altsoyu halefiyet yoluyla alır.
Sağ kalan eş:
- Altsoy ile birlikte mirasçıysa dörtte bir,
- ana-baba zümresiyle birlikteyse yarı,
- Büyük ana-büyük baba zümresi ve onların çocuklarıyla birlikteyse dörtte üç,
- Bunlar da yoksa mirasın tamamını alır.
Evlâtlık ve altsoyu, evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olur; kendi ailesindeki mirasçılığı devam eder. Evlât edinen ve hısımları evlâtlığa mirasçı değildir. Mirasçı bırakmaksızın ölenin mirası Devlete geçer.
2. Tasarruf ehliyeti, saklı pay ve mirasçılıktan çıkarma
Vasiyetname yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak ve on beş yaşını doldurmak gerekir. Miras sözleşmesi için ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama birlikte aranır.
Saklı pay; altsoy için yasal payın yarısı, ana ve babadan her biri için yasal payın dörtte biri, sağ kalan eş için altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikteyse yasal payın tamamı; diğer hâllerde yasal payın dörtte üçüdür.
Saklı paylı mirasçı, mirasbırakana veya yakınlarına karşı ağır suç işler ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmezse ölüme bağlı tasarrufla mirasçılıktan çıkarılabilir. Çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmelidir. İtiraz hâlinde sebebi ispat yükü çıkarmadan yararlanana düşer.
3. Ölüme bağlı tasarrufların türleri
Mirasçı atamada kişiye mirasın tamamı veya belli oranı bırakılır; kişi külli halef olur. Belirli mal bırakmada kişi mirasçı yapılmadan belirli bir mal veya edim kazanır ve mirasçılara karşı kişisel istem hakkına sahip olur.
Yedek mirasçı, atanmış mirasçının mirasbırakandan önce ölmesi veya mirası reddetmesi hâlinde onun yerine geçer. Artmirasçılıkta önmirasçı mirası belirlenen zamanda artmirasçıya devretme yükümlülüğüyle kazanır. Geçiş anı gösterilmemişse miras önmirasçının ölümüyle artmirasçıya geçer. Mirasbırakan açıkça bağışık tutmadıkça mirasın önmirasçıya teslimi güvence göstermesine bağlıdır.
Mirastan feragat sözleşmesi karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak yapılabilir. Feragat eden mirasçılık sıfatını kaybeder. Karşılık sağlanan feragat, aksi kararlaştırılmadıkça feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.
4. Vasiyetname ve miras sözleşmesi şekilleri
Vasiyetname resmî, el yazılı veya olağanüstü koşullarda sözlü yapılabilir. Resmî vasiyetname resmî memur ve iki tanığın katılımıyla düzenlenir. El yazılı vasiyetnamenin tamamı mirasbırakanın el yazısıyla yazılmalı, yıl-ay-gün içermeli ve imzalanmalıdır.
Sözlü vasiyet, yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık veya savaş gibi olağanüstü durumlarda diğer şekillerin kullanılamaması hâlinde mümkündür. Sonradan başka biçimde vasiyet yapma imkânı doğar ve üzerinden bir ay geçerse sözlü vasiyet hükümden düşer.
Miras sözleşmesi resmî vasiyetname şeklinde yapılır; taraflar iradelerini resmî memura aynı anda bildirir ve sözleşmeyi memur ile iki tanık önünde imzalar. Taraflar miras sözleşmesini yazılı anlaşmayla her zaman ortadan kaldırabilir. Tek taraflı kaldırma ise ancak kanunda gösterilen sebep ve vasiyetname şekillerinden biriyle mümkündür.
5. İptal ve tenkis
Ölüme bağlı tasarruf; ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka veya ahlâka aykırı içerik/koşul/yükleme ya da şekle aykırılık sebebiyle iptal edilebilir. İptal davasını tasarrufun iptalinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı açabilir.
Saklı payını alamayan mirasçı, tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmaların tenkisini isteyebilir. Tenkis önce ölüme bağlı tasarruflardan; yetmezse en yeni tarihliden en eskiye doğru sağlararası kazandırmalardan yapılır. Kamu tüzel kişilerine ve kamuya yararlı dernek veya vakıflara yapılan kazandırmalar en son sıradadır. İptal davası iyiniyetli davalıya karşı, tasarrufun ve iptal sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve vasiyetnamenin açılmasından başlayarak on yıl içinde açılır; iyiniyetli olmayan davalı bakımından mutlak süre yirmi yıldır. Tenkis davasında da öğrenmeden başlayan bir yıllık ve kural olarak on yıllık süre uygulanır; hükümsüzlük ve tenkis iddialarının def’i yoluyla ileri sürülmesine ilişkin hükümler saklıdır.
6. Mirasın açılması, kazanılması ve ret
Miras ölümle açılır ve malvarlığının tamamı için mirasbırakanın son yerleşim yerinde açılmış sayılır. Mirasçılar mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanır. Aynî haklar, alacaklar, diğer malvarlığı hakları ve zilyetlik doğrudan geçer; mirasçılar borçlardan kişisel olarak sorumlu olur. Vasiyet alacaklısı ise doğrudan aynî hak kazanmaz; vasiyeti yerine getirmekle yükümlü kişiye karşı istem hakkı elde eder. Yasal mirasçı olduğu belirlenen kişiye başvurusu üzerine sulh mahkemesi veya noterlikçe mirasçılık belgesi verilebilir.
Yasal ve atanmış mirasçılar mirası üç ay içinde reddedebilir. Yasal mirasçı için süre kural olarak ölümün ve mirasçılığın öğrenilmesinden; atanmış mirasçı için tasarrufun resmen bildirilmesinden başlar. Ret, sulh mahkemesine sözlü veya yazılı, kayıtsız ve şartsız beyanla yapılır.
Ret süresi içinde terekenin olağan yönetimini aşan işlemler yapan, tereke mallarını gizleyen veya kendine mal eden mirasçı ret hakkını kaybeder. En yakın yasal mirasçıların tamamı reddederse miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir.
7. Resmî defter ve resmî tasfiye
Mirası reddetme hakkı olan mirasçı, bir ay içinde resmî defter tutulmasını isteyebilir. Deftere terekenin aktif ve pasifleri değerleriyle yazılır. Defter incelendikten sonra mirasçı; ret, resmî tasfiye, deftere göre kabul veya kayıtsız şartsız kabul seçeneklerinden birini bildirir. Süresinde beyan vermezse deftere göre kabul etmiş sayılır.
Deftere göre kabulde mirasçı kural olarak deftere yazılmış borçlardan tereke ve kendi malvarlığıyla sorumludur. Süresinde bildirilmemiş alacaklara karşı kişisel sorumluluk doğmaz; kusursuz biçimde yazdıramayan alacaklıya karşı zenginleşme ölçüsünde sorumluluk saklıdır.
Resmî tasfiye istenirse mirasçılar tereke borçlarından sorumlu olmaz. Tasfiye sulh mahkemesi veya görevlendireceği tasfiye memuru eliyle yürütülür. Mirasbırakan, vasiyetnameyle bir veya birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi atayabilir. Görevin bildirildiği tarihten başlayarak on beş gün içinde kabul edilmediği bildirilmezse görev kabul edilmiş sayılır; görevli terekeyi yönetir, borçları öder, vasiyetleri yerine getirir ve paylaşma planı hazırlar.
8. Miras ortaklığı ve paylaşma
Birden çok mirasçı varsa paylaşmaya kadar terekenin bütün hak ve borçlarını kapsayan miras ortaklığı doğar. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur ve kural olarak birlikte tasarruf eder. Her mirasçı hakların korunmasını isteyebilir; korumadan bütün mirasçılar yararlanır.
Her mirasçı, ortaklığı sürdürme yükümlülüğü yoksa paylaşmayı isteyebilir. Bir mirasçı, terekeye giren malların tamamı veya bir kısmındaki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesini sulh hâkiminden isteyebilir. Devamı haklı kılan itiraz olmaz veya süresinde paylaşma davası açılmazsa dönüşüme karar verilir.
Paylaşma sözleşmesi yazılı olmalıdır. Tereke içinde eşlerin birlikte yaşadığı konut veya ev eşyası varsa sağ kalan eş, miras hakkına mahsup edilmek üzere bunlar üzerinde mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir; haklı sebeple mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı da tanınabilir. Yasal mirasçılar, miras payına mahsuben aldıkları sağlararası karşılıksız kazandırmaları denkleştirme için terekeye geri vermekle yükümlüdür. Olağan hediyeler ile geleneğe uygun evlenme giderleri denkleştirmeye tâbi değildir.
VI. Eşya Hukuku
1. Mülkiyet hakkı ve kapsamı
Malik, hukuk düzeninin sınırları içinde şeyi kullanma, ondan yararlanma ve tasarruf etme yetkisine sahiptir. Malını haksız elinde tutana karşı istihkak; haksız elatmaya karşı elatmanın önlenmesi davası açabilir.
Bütünleyici parça, asıl şey zarar görmeden veya niteliği değişmeden ayrılamayan temel unsurdur ve asıl şeyin mülkiyetine tâbidir. Eklenti ise asıl şeyin işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için sürekli özgülenen taşınırdır. Aksi belirtilmedikçe asıl şeye ilişkin tasarruf eklentiyi de kapsar; geçici ayrılma eklenti niteliğini ortadan kaldırmaz.
2. Paylı ve elbirliği mülkiyeti
Paylı mülkiyette her paydaşın belirli payı vardır; pay devredilebilir, rehnedilebilir ve haczedilebilir. Olağan yönetim işini her paydaş yapabilir. Önemli yönetim işleri pay ve paydaş çoğunluğuna; malın amacının değiştirilmesi ve malın tamamı üzerinde tasarruf kural olarak bütün paydaşların kabulüne bağlıdır.
Paydaşlardan her biri, devam yükümlülüğü veya uygun olmayan zaman engeli yoksa paylaşma isteyebilir. Hukuki işlemle paylaşma istemi en çok on yıl sınırlanabilir. Bölme önemli değer kaybı doğuracaksa satış yoluyla paylaşma yapılır.
Elbirliği mülkiyetinde belirlenmiş pay yoktur; hak ortaklık mallarının tamamına yayılır. Kanun veya sözleşmede aksi yoksa yönetim ve tasarruf için oybirliği gerekir. Topluluk devam ederken belirli pay üzerinde tasarruf edilemez.
3. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması
Taşınmaz mülkiyetinin konusu arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümlerdir. Mülkiyet kural olarak tescille kazanılır. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal ve kamulaştırma gibi kanunda gösterilen hâllerde tescilden önce kazanım mümkündür; tasarruf işlemi yapabilmek için tescil gerekir.
Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazı malik sıfatıyla davasız ve aralıksız yirmi yıl zilyetliğinde bulunduran kişi, koşulları varsa tescil isteyebilir. Maliki tapudan anlaşılamayan veya hakkında gerekli süre önce gaiplik kararı verilmiş kişi adına kayıtlı taşınmazda da kanundaki koşullarla olağanüstü zamanaşımı gündeme gelebilir.
4. Devir kısıtlamaları ve önalım
Paylı mülkiyette bir paydaş payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satarsa diğer paydaşların yasal önalım hakkı doğar. Devlet İhale Kanunu kapsamındaki satışlar ile cebrî artırmada önalım kullanılamaz.
Önalımdan genel feragat resmî şekilde yapılmalı ve tapuya şerh edilmelidir. Belirli bir satışta kullanmaktan vazgeçme yazılı şekilde, satıştan önce veya sonra yapılabilir. Satış noter aracılığıyla bildirilir. Hak, bildirimden itibaren üç ay ve her hâlde satıştan itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.
Önalım alıcıya karşı dava ile kullanılır. Dava konusu payın rayiç bedeli hâkimce belirlenir; bu bedel ile alıcıya düşen tapu giderleri kesin sürede nakden yatırılmazsa tescile karar verilemez.
Sözleşmeden doğan önalım ile alım ve geri alım haklarının şerh etkisi her hâlde on yıl sonunda sona erer.
5. Komşuluk hukuku
Malik, mülkiyet yetkisini kullanırken komşularına yerel âdetin ve taşınmazın durumunun kaldırabileceği sınırı aşan duman, koku, gürültü, sarsıntı ve benzeri taşkınlıklarla zarar vermemelidir. Yeterli genel yol bağlantısı olmayan malik, tam bedel karşılığında zorunlu geçit isteyebilir. Geçit önce önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, sonra en az zarar görecek olana yöneltilir.
Taşkın yapı, kazı, bitki kök ve dalları, doğal su akışı, mecralar ve zorunlu su hakkı bakımından hem taşınmaz malikinin yararı hem komşuya verilen zarar birlikte değerlendirilir.
6. Taşınır mülkiyeti
Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir. Malik olmak üzere iyiniyetle zilyetliği devralan kişi, devredenin yetkisizliğine rağmen zilyetlik hükümlerinin koruduğu hâllerde mülkiyet kazanabilir.
Kaybedilmiş eşya bulan kişi sahibine, bilmiyorsa kolluğa veya köyde muhtara bildirim ve araştırma yükümlülüğü altındadır. Malik bildirim veya ilan tarihinden itibaren beş yıl içinde ortaya çıkmaz ve bulan yükümlülüklerini yerine getirmişse mülkiyet kazanılır.
Define, uzun zaman önce gömülmüş veya saklanmış ve artık malikinin bulunmadığı kesin olan değerli şeydir; kural olarak bulunduğu taşınır veya taşınmazın malikine ait olur. Bilimsel değeri bulunan sahipsiz doğal şeyler özel hükümlere tâbidir.
7. İrtifaklar, intifa, oturma ve taşınmaz yükü
Taşınmaz lehine irtifak, yüklü taşınmaz malikini belirli kullanmalara katlanmaya veya mülkiyetten doğan bazı yetkileri kullanmamaya zorlar. Aktif davranış borcu kural olarak irtifakın esas konusu olamaz; hakkın kullanılmasını kolaylaştıran yan edim olabilir.
İntifa taşınır, taşınmaz, hak veya malvarlığı üzerinde kurulabilir ve sahibine kural olarak tam yararlanma yetkisi verir. Gerçek kişilerde ölüm, tüzel kişilerde sona erme ile biter; tüzel kişi lehine intifa en çok yüz yıl sürebilir.
Oturma hakkı, binadan veya bölümünden konut olarak yararlanma yetkisidir; başkasına devredilemez ve mirasçılara geçmez. Üst hakkı, başkasına ait arazinin altında veya üstünde yapı yapma veya mevcut yapıyı koruma yetkisi verir. Bağımsız ve sürekli nitelikteki üst hakkı taşınmaz olarak ayrı sayfaya kaydedilebilir.
Taşınmaz yükü, taşınmaz malikini yalnız o taşınmazla sorumlu olmak üzere hak sahibine bir edimde bulunmakla yükümlü kılar.
8. Taşınmaz rehni ve ipotek
Taşınmaz rehni ancak tapuya kayıtlı ve belirli taşınmaz üzerinde kurulabilir. Rehin sözleşmesi resmî şekilde yapılır; rehin kural olarak tescille doğar. Paylı mülkiyette paydaş kendi payını rehnedebilir; pay üzerinde rehin kurulduktan sonra malın tamamı rehnedilemez. Elbirliği mülkiyetindeki taşınmaz ancak bütün olarak ve bütün maliklerin adına rehnedilebilir.
Rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileriyle birlikte kapsar. Tescilden sonra alacak için zamanaşımı işlemez. Güvence tescildeki dereceyle sınırlıdır. Bir rehin terkin edilince sonraki derece kendiliğinden ilerlemez; boşalan dereceye geçme hakkı için resmî sözleşme ve aynî etki için şerh gerekir.
Borç ödenmezse alacaklı satış bedelinden alacağını alma hakkına sahiptir. Borcun ödenmemesi hâlinde mülkiyetin doğrudan alacaklıya geçeceğine ilişkin anlaşma geçersizdir.
İpotek, mevcut veya doğması kesin ya da olası alacağı güvence altına alabilir; taşınmazın borçluya ait olması gerekmez. İpotekli taşınmazın devri kural olarak borçluluk ve güvencede değişiklik yapmaz. Yeni malik borcu üstlenmişse, alacaklının önceki borçluya başvuru hakkını bir yıl içinde saklı tutmaması hâlinde önceki borçlu kurtulur.
Satıcı, elbirliği ortakları ile yapı işlerinde emek veya malzeme karşılığı alacaklı olan alt yüklenici ve zanaatkârlar kanunda gösterilen koşullarla kanunî ipotek tescili isteyebilir. Satıcılar ile mirasçı ve diğer elbirliği ortakları için tescil, mülkiyetin naklini izleyen üç ay içinde yapılmalıdır. Zanaatkâr ve yüklenici hakkı işin üstlenilmesinden itibaren tescil edilebilir; işin tamamlanmasından itibaren üç ay içinde tescil gerekir. Malik yeterli güvence gösterirse tescil istenemez.
VII. Zilyetlik ve Tapu Sicili
1. Zilyetlik türleri ve devri
Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan zilyettir. Malik sıfatıyla zilyet olan aslî; sınırlı aynî veya kişisel hakka dayanarak elinde bulunduran fer’î zilyettir. Fiilî hâkimiyeti doğrudan sürdüren dolaysız, başka kişi aracılığıyla sürdüren dolaylı zilyettir.
Zilyetlik şeyin veya hâkimiyet sağlayan aracın teslimiyle ya da edinenin önceki zilyedin rızasıyla hâkimiyeti kullanabilecek duruma gelmesiyle devredilir. Devreden veya üçüncü kişi özel ilişkiye dayanarak zilyet kalıyorsa teslimsiz devir mümkündür; üçüncü kişiye karşı bildirimden itibaren hüküm doğurur.
2. Zilyetliğin korunması
Zilyet gasp veya saldırıyı durumun haklı gösterdiği ölçüde kuvvet kullanarak defedebilir. Gasp davasında gasp eden, üstün hak iddia etse bile şeyi kural olarak geri vermek zorundadır; üstün hakkını derhâl ispat ederse geri vermekten kaçınabilir. Gasp ve saldırı davaları fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren iki ay, fiilden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
3. Zilyetlik karineleri ve taşınır davası
Taşınır zilyedi malik sayılır. Emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı aynî hak edinenin kazanımı, zilyedin tasarruf yetkisi olmasa da korunur.
Çalınan, kaybolan veya irade dışında elden çıkan taşınır için beş yıl içinde dava açılabilir. Şey açık artırma, pazar veya benzeri eşya satıcısından iyiniyetle alınmışsa geri alma, ödenen bedelin iadesine bağlıdır. Para ve hamile yazılı senetlerde iyiniyetli kazanım daha güçlü korunur.
İyiniyetli zilyet, hakkına uygun kullanmadan dolayı tazminat ödemez; zorunlu ve yararlı giderleri isteyebilir ve ödeme yapılana kadar alıkoyabilir. İyiniyetli olmayan zilyet, haksız alıkoyma zararından ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünlerden sorumludur; yalnız hak sahibi için zorunlu giderleri isteyebilir.
4. Tapu sicilinin yapısı ve sorumluluk
Tapu sicili, taşınmazlar üzerindeki hakları gösterir; tapu kütüğü, kat mülkiyeti kütüğü, yevmiye defteri, belgeler ve planlardan oluşur. Tapuya arazi, bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyetine konu bağımsız bölümler kaydedilir.
Sicilin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur; kusurlu görevliye rücu eder. Dava tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
5. Tescil, şerh ve beyan
Mülkiyet, irtifak hakları, taşınmaz yükleri ve rehin hakları tescil edilir. Kanunda öngörülen kişisel haklar şerh edilince taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hak sahiplerine karşı ileri sürülebilir. Tasarruf yetkisi kısıtlamaları ile geçici tescil şerhleri de kanundaki koşullarla sicile işlenir. Eklenti, kamu hukuku kısıtlamaları ve kanunun öngördüğü diğer durumlar beyanlar sütununa yazılabilir.
Tescil kural olarak malikinin yazılı beyanıyla yapılır. Kanun hükmü, kesinleşmiş mahkeme kararı veya eşdeğer belgeye dayanan kazanımlarda malik beyanı aranmaz. Terkin veya değişiklik, kaydın hak sağladığı kişilerin yazılı beyanına bağlıdır.
Tesciller istem tarih ve sırasına göre yapılır. Aynî haklar tescille doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır. Gerekli belgeler eklenmişse etki yevmiye defterine kayıt tarihinden başlar.
6. Açıklık, iyiniyet ve yolsuz tescil
Tapu sicili herkese açıktır; ancak sayfa ve belgeleri görmek veya örnek almak isteyen kişi ilgisini inanılır kılmalıdır. Kimse sicildeki kaydı bilmediğini ileri süremez.
Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur. Yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişi bu korumadan yararlanamaz. Bağlayıcı olmayan işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun tescil yolsuzdur.
Aynî hakkı yolsuz tescil, terkin veya değişiklikle zedelenen kişi sicilin düzeltilmesini dava edebilir. İlgililerin yazılı rızası yoksa tapu memuru yanlışlığı kural olarak yalnız mahkeme kararıyla düzeltebilir. Basit yazı yanlışlıkları düzenleyici kurallara göre re’sen düzeltilebilir.
VIII. Karar Mantığı: Taşınmaz İşlemlerinde Beşli Kontrol
Bir taşınmaz işlemi değerlendirilirken aşağıdaki sıra güvenli bir düşünme çerçevesi sağlar:
- Kişi ve temsil: Tarafın fiil ehliyeti var mı; veli, vasi, kayyım veya yasal danışman devrede mi?
- Mülkiyet biçimi: Tek malik, paylı mülkiyet, elbirliği mülkiyeti veya miras ortaklığı mı?
- Tasarruf engeli: Aile konutu, mahkeme kararı, vesayet izni, önalım, şerh veya kanuni kısıtlama var mı?
- Şekil ve kayıt: Resmî şekil, yazılı beyan, tescil, şerh veya beyan gerekiyor mu?
- Üçüncü kişi etkisi: Sicile güven, iyiniyet, öncelik, derece veya süre nedeniyle sonuç değişiyor mu?
IX. Çözümlü Uygulamalar
Uygulama 1: Ayırt etme gücüne sahip küçük
On yedi yaşındaki kişi, yasal temsilcisinin bilgisi olmadan bedel ödemeyi gerektiren bir taşınır satın almıştır.
- Belirleyici bilgi: Kişi ayırt etme gücüne sahip olsa da ergin değildir; işlem onu borç altına sokar.
- Kural: Ayırt etme gücüne sahip küçük, temsilci rızası olmadan borç altına giremez.
- Sonuç: İşlem temsilci izni veya sonradan onaması bulunmadıkça küçüğü bağlamaz. Aynı kişi kendisine yapılan karşılıksız kazandırmayı kabul etseydi rıza aranmayacaktı.
Uygulama 2: Aile konutunun devri
Tapuda tek malik görünen eş, ailenin sürekli yaşadığı konutu diğer eşin açık rızası olmadan satmak istemektedir.
- Belirleyici bilgi: Taşınmaz aile konutudur.
- Kural: Malik eş, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutunu devredemez veya üzerindeki hakları sınırlayamaz.
- Sonuç: Tapudaki tek başına mülkiyet, aile konutu korumasını ortadan kaldırmaz. Rıza haklı sebep olmadan verilmiyorsa hâkime başvurulabilir.
Uygulama 3: Vesayet altındaki kişinin taşınmazı
Vasi, vesayet altındaki kişinin taşınmazını ekonomik açıdan uygun bulduğu bir alıcıya satmak istemektedir.
- Belirleyici bilgi: Taşınmaz, vesayet altındaki kişiye aittir.
- Kural: Satış, menfaat gerektiriyorsa vesayet makamının talimatıyla ve kural olarak açık artırmayla yapılır; ihale onamayla tamamlanır.
- Sonuç: Vasinin tek başına sözleşme yapması yeterli değildir. Gerekli izin ve satış usulü izlenmelidir.
Uygulama 4: Mirasın reddi ve terekeye müdahale
Mirasçı, ölümden sonra terekeye ait değerli eşyayı kendi evine götürmüş ve kendisine aitmiş gibi satmıştır; daha sonra mirası reddetmek istemektedir.
- Belirleyici bilgi: Tereke malını kendine mal etmiştir.
- Kural: Tereke malını gizleyen veya kendine mal eden mirasçı ret hakkını kaybeder.
- Sonuç: Üç aylık süre henüz dolmamış olsa bile ret mümkün değildir.
Uygulama 5: Paylı taşınmazdaki satış
Paydaş, taşınmazdaki payının yarısını üçüncü kişiye satmış; satış diğer paydaşa noter aracılığıyla bildirilmiştir.
- Belirleyici bilgi: Payın bir kısmı üçüncü kişiye satılmış ve bildirim yapılmıştır.
- Kural: Tam veya kısmi pay satışı önalım hakkı doğurur. Dava bildirimden itibaren üç ay ve her hâlde satıştan itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
- Sonuç: Paydaş, alıcıya karşı dava açarak ve hâkimin belirlediği rayiç bedel ile tapu giderlerini kesin sürede yatırarak hakkını kullanabilir.
Uygulama 6: Yolsuz tescile güven
Geçersiz bir işleme dayanılarak malik görünen kişiden, sicildeki kaydın yanlış olduğunu bilmeyen ve bilmesi de gerekmeyen üçüncü kişi taşınmazı satın almıştır.
- Belirleyici bilgi: İlk tescil yolsuz; üçüncü kişi sicile dayanmış ve iyiniyetlidir.
- Kural: Sicildeki tescile iyiniyetle dayanarak aynî hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur.
- Sonuç: Önceki hak sahibi, iyiniyetli üçüncü kişinin korunmuş aynî kazanımını sicilin düzeltilmesi yoluyla geri alamaz; tazminat ve diğer kişisel istemleri saklıdır. Üçüncü kişi yolsuzluğu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa sonuç değişir.
X. Karıştırılabilecek Ayrımlar
| Karıştırılan kavramlar | Belirleyici fark |
|---|---|
| Hak ehliyeti / fiil ehliyeti | Hak ehliyeti hak sahibi olabilme; fiil ehliyeti kendi işlemiyle sonuç doğurabilmedir. |
| Dürüstlük / iyiniyet | Dürüstlük davranış ölçüsü; iyiniyet hukuki eksikliği bilmeme ve gerekli özeni göstermedir. |
| Ölüm karinesi / gaiplik | Ölüm karinesinde kesin ölüm tehlikesi; gaiplikte kuvvetli olasılık ve mahkeme kararı vardır. |
| Paylı / elbirliği mülkiyeti | Paylıda belirli pay vardır; elbirliğinde hak bütün malvarlığına yayılır. |
| Vasi / kayyım / yasal danışman | Vasi genel koruma ve temsil; kayyım belirli iş veya malvarlığı; danışman belirli işlemlerde görüş işlevi görür. |
| Mirasçı / vasiyet alacaklısı | Mirasçı küllî halef; vasiyet alacaklısı kişisel istem hakkı sahibidir. |
| İptal / tenkis | İptal tasarrufun geçerlilik kusuruna; tenkis saklı pay ihlaline yönelir. |
| Tescil / şerh / beyan | Tescil aynî hakkı; şerh kanundaki kişisel hak veya kısıtlamayı; beyan hukuki-fiilî durumu görünür kılar. |
| Zilyetlik / mülkiyet | Zilyetlik fiilî hâkimiyet; mülkiyet aynî haktır. |
| İpotek / kanunî ipotek | İpotek çoğunlukla sözleşme ve tescille; kanunî ipotek kanunun belirlediği alacaklı ve koşullarla doğar veya tescil edilir. |
XI. Hızlı Tekrar
- Kanun boşluğunda önce örf ve âdet, sonra hâkimin kuracağı kural uygulanır.
- Tam fiil ehliyeti; erginlik, ayırt etme gücü ve kısıtlı olmamayı birlikte gerektirir.
- Aile konutu, tapuda tek malik olan eşin serbest tasarrufuna bırakılmamıştır.
- Vesayet altındaki kişinin taşınmaz işlemlerinde izin ve özel satış usulü aranır.
- Sağ kalan eşin yasal payı birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir.
- Miras üç ay içinde, sulh mahkemesine kayıtsız ve şartsız beyanla reddedilir.
- Paylı mülkiyette önemli yönetim pay ve paydaş çoğunluğu; olağanüstü yönetim kural olarak oybirliği ister.
- Yasal önalım, üçüncü kişiye yapılan tam veya kısmi pay satışında doğar; cebrî artırmada doğmaz.
- Taşınmaz rehni belirli ve tapuya kayıtlı taşınmaz üzerinde resmî sözleşme ve tescille kurulur.
- Zilyetlik fiilî hâkimiyet, tapu tescili aynî hakkın sicildeki görünümüdür.
- Sicile iyiniyetle güvenen üçüncü kişi korunabilir; yolsuzluğu bilen veya bilmesi gereken korunmaz.
- Tapu sicilindeki esaslı yanlışlık, ilgililerin yazılı rızası yoksa mahkeme kararıyla düzeltilir.
XII. Mini Yoklamalar
Mini Yoklama 1
Ayırt etme gücüne sahip on yedi yaşındaki kişiye karşılıksız olarak bir taşınır bağışlanmıştır. Yasal temsilci rızası gerekli midir?
Cevap: Hayır. Karşılıksız kazanmada temsilci rızası aranmaz.
Mini Yoklama 2
Paylı taşınmazın tamamı üzerinde ipotek kurulması için bir paydaşın tek başına beyanı yeterli midir?
Cevap: Hayır. Malın tamamı üzerindeki tasarruf kural olarak bütün paydaşların kabulünü gerektirir.
Mini Yoklama 3
Mirasçı, ret süresi içinde yalnız terekenin bozulabilir malını korumak için zorunlu işlem yapmıştır. Bu işlem ret hakkını kendiliğinden düşürür mü?
Cevap: Hayır. Olağan ve zorunlu yönetim kapsamındaki işlemler ret hakkını düşürmez; olağan yönetimi aşan veya malı gizleme ve kendine mal etme niteliğindeki davranışlar sonucu değiştirir.
Mini Yoklama 4
Tapu sicilindeki bir kayda erişmek isteyen herkes hiçbir ilgi göstermeden belge örneği alabilir mi?
Cevap: Hayır. Sicil açıktır; ancak sayfa ve belgeleri incelemek veya örnek almak isteyen kişi ilgisini inanılır kılmalıdır.

